Eskişehir “öğrenci kenti” diye biliniyor. Özellikle 18-25 yaş arasındaki birçok öğrenci şehir dışından Eskişehir’e sürekli olarak geliyor. Ancak resmi veriler, kentin demografik tablosunun bu imajdan farklı olduğunu gösteriyor. TÜİK’in 2024 verilerine göre Eskişehir, Türkiye’nin çocuk oranı en düşük illerinden biri. Kentte çocukların nüfus içindeki payı yüzde 20,3’te kalırken, Türkiye’nin en genç ili Şanlıurfa’da bu oran yüzde 43,8’e çıkıyor. Eskişehir’de çocukların payı Şanlıurfa’nın yarısından bile az.
- Eskişehir’in nüfusu 921.630; bunun 187.030’u çocuk (0-17 yaş).
- Çocuk nüfus oranı %20,3; Türkiye ortalaması %25,5.
- Şanlıurfa’da çocuk oranı %43,8 ile en yüksek seviyede.
- Eskişehir’de yaşlı bağımlılık oranı %18,7 ile Türkiye ortalamasının (%15,5) üzerinde.
- 65 yaş ve üzeri nüfus 121.047 kişi.
“Öğrenci kenti” anlatısı verilerle uyuşuyor mu?
Eskişehir denince akla gelen ilk tanımlardan biri uzun zamandır aynı: “öğrenci kenti.” Bu imajın güçlü bir tarihsel zemini var. Anadolu Üniversitesi’nin resmi tarihçesine göre Açıköğretim Sistemi 1982-1983 öğretim yılında başladı ve ilk yılında 29 bin 500 öğrenci kaydoldu. Üniversitelerin kent yaşamı üzerindeki etkisi, Eskişehir’i yıllar içinde eğitim, gençlik ve hareketlilikle özdeşleştirdi. [3]
Ancak bugünün verileri bu imajla tam örtüşmüyor. TÜİK’e göre Eskişehir’in toplam nüfusu 921 bin 630. Bunun sadece 187 bin 30’u 0-17 yaş grubunda. Yani kentte çocuk nüfus oranı yüzde 20,3. Türkiye ortalaması yüzde 25,5. Eskişehir bu haliyle ülkenin en düşük çocuk oranına sahip illeri arasında yer alıyor. [1]
Buradaki temel fark şu: “öğrenci kenti” olmak ile “genç nüfuslu kent” olmak aynı şey değil. TÜİK verilerinde çocuk nüfus 0-17 yaş grubunu ifade ediyor. Üniversite öğrencileri ise büyük ölçüde 18 yaş ve üzeri. Yani Eskişehir’de sokakta görülen gençlik, istatistikte çocuk nüfus olarak yer almıyor. [1]
Üstelik bu gençlik büyük ölçüde geçici. Öğrenciler eğitim süresince kentte bulunuyor, mezuniyet sonrası ayrılıyor. Bu da Eskişehir’in sosyal olarak genç görünmesine rağmen, kalıcı nüfus yapısının aynı ölçüde gençleşmemesine yol açıyor. Sokakta görülen ile veri arasında bu yüzden ciddi bir fark oluşuyor.
Eskişehir, en düşük çocuk oranlı illerden biri
Eskişehir, Türkiye’nin en düşük çocuk oranına sahip illerinden biri; kentte çocukların nüfus içindeki payı, Şanlıurfa’nın yarısından bile az. TÜİK verilerine göre Eskişehir’de bu oran yüzde 20,3. Şanlıurfa’da ise yüzde 43,8. Aradaki fark yalnızca sayısal değil; Türkiye’nin demografik olarak iki farklı yöne ayrıldığını gösteriyor. [1]

Bu fark yalnızca bugünü değil, geleceği de ilgilendiriyor. Çocuk nüfus oranı düştükçe eğitim talebi, hane yapısı, konut tercihleri ve kamusal hizmet ihtiyaçları değişiyor. Eskişehir’de çocukların payının düşük olması, kentin uzun vadede daha yaşlı bir nüfus yapısına doğru ilerlediğine işaret ediyor.
Burada teknik bir ayrım da önemli. Yüzde 20,3’lük oran, 0-17 yaş grubunun toplam nüfus içindeki payı. Buna karşılık çocuk bağımlılık oranı, 0-14 yaş grubunun çalışma çağındaki nüfusa oranı üzerinden hesaplanıyor. Bu iki gösterge farklı şeyler söylüyor; ancak ikisi birlikte okunduğunda Eskişehir’de çocuk nüfus baskısının sınırlı olduğu netleşiyor. [1][2]
https://www.youtube.com/watch?v=Eo8XhJHFKnE
Yaş bağımlılık oranları kentin yönünü gösteriyor
Eskişehir’in asıl dikkat çekici yönü ise yaşlılık tarafında ortaya çıkıyor. TÜİK’e göre kentte çocuk bağımlılık oranı yüzde 23,6, yaşlı bağımlılık oranı yüzde 18,7. Türkiye genelinde yaşlı bağımlılığı yüzde 15,5. Yani Eskişehir’de yaşlı nüfusun yükü ülke ortalamasının üzerinde. [2]
Toplam bağımlılık oranı Türkiye’den düşük görünse de bunun nedeni çocuk sayısının azlığı. Bu durum yanıltıcı olabilir. Çünkü Eskişehir’de bağımlı nüfus azalmak yerine şekil değiştiriyor: çocuklardan çok yaşlılar üzerinden bir baskı oluşuyor.
Kentte 65 yaş ve üzeri nüfus 121 binin üzerinde. Bu, her 8 kişiden yaklaşık birinin yaşlı olduğu anlamına geliyor. Bu yapı, kentin sosyal hizmet ihtiyacını doğrudan etkiliyor.

Genç görünen kent neden yaşlanıyor?
Veriler tek başına neden-sonuç ilişkisi kurmaya yetmez. Ancak birkaç güçlü işaret var: düşük çocuk oranı, yüksek yaşlı bağımlılığı ve geçici öğrenci nüfusu. Eskişehir’in genç görünümü büyük ölçüde üniversite etkisinden kaynaklanıyor; ama bu görünüm, yerleşik nüfusun yapısını tam olarak yansıtmıyor.
Başka bir ifadeyle, Eskişehir’de gençlik görünür; ama kalıcı değil. Demografik yapı ise daha yavaş ve daha kalıcı bir değişimle yaşlanıyor.
Bu değişim çoğu zaman fark edilmeden ilerliyor. Ama uzun vadede şehirlerin karakterini belirleyen temel unsur bu oluyor. Eskişehir’de de tablo bu yönde şekilleniyor.
Bu tablo belediyecilik ve sosyal politika için ne söylüyor?
Çocuk oranının düşük, yaşlı oranının yüksek olduğu bir kentte öncelikler değişir. Eğitimden çok bakım, çocuk parklarından çok erişilebilir ulaşım, gençlik politikalarından çok yaşlı destek hizmetleri öne çıkar.
Eskişehir’in farkı ise burada ortaya çıkıyor: Kent hem genç görünüyor hem yaşlanıyor. Bu ikili yapı, karar vericiler için zor bir denge yaratıyor. Tek tip bir şehir politikası artık yeterli değil.
Bu nedenle Eskişehir için en doğru tanım şu olabilir: Gençliğin görünür olduğu, ama yaşlanmanın yön verdiği bir kent.
Kaynaklar
- TÜİK, İstatistiklerle Çocuk 2024. TÜİK İstatistiklerle Çocuk 2024 (PDF)
- TÜİK, yaş bağımlılık oranları verileri (2024). TÜİK Veri Portalı
- Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemi Tarihçesi. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemi Tarihçesi
