Türkiye’nin tatil hakkı, ekonomik şartların gölgesinde giderek daha fazla kesim için erişilmez bir hayal haline geliyor. İşte Eurostat’ın 2024 rakamları ve Ipsos’un güncel verileri ile Türkiye’de tatil yapamayanlar:
Avrupa’ya kıyasla yarısına yakın oranda tatil yapamıyoruz
Türkiye, turizm rüzgârı estikçe gelen turistlerle dolup taşarken halkın tatil hasreti ne zaman bitecek? Eurostat’ın 2025 yılında yayınladığı verilerine göre 2024 itibarıyla Türkiye’de halkın %57,4’ü bir haftalık tatil masrafını karşılayamıyor, bu oranla Türkiye, Romanya’dan sonra geliyor. AB ortalaması ise sadece %27 — yarısından az. 2014’te Türkiye’de bu oran %68,7 iken, on yılda sadece 11 puan düşüş yaşanmış. Oysa AB’de aynı dönemde %37,6’dan %27’ye gerileme olmuş.
İşte 1 haftalık tatili karşılayamama oranları:
Romanya: %58,6
Türkiye: %57,4
Yunanistan: %46
Bulgaristan: %41,4
Macaristan: %39,4

Haritanın sarıları, yani en düşük tatile gidemeyen oranları ise, Kuzey Avrupa ülkelerinde.
Pandemiden bugüne “Tatil İmkânsızlığı” bu haberde konuğumuz
Ipsos’un “2025 Yaz Tatili Dosyası”na göre bu yaz tatil yapamayanların oranı %59. Üstelik geçen yıl tatil yapamayanların %69’u bu yıl da çıkamamış; yani bir yılı tatilsiz geçiren, ikinci yılda da aynı durumu yaşamış.

Ana neden olarak ekonomik şartlar öne çıkıyor: tatil yapamayanların %91’i bunu ekonomik sebeplere bağlıyor.

Bu tabloya bakıldığında tatil, salt bir keyif değil; dinlenme, sağlık ve sosyal ihtiyaçlarla iç içe, toplumsal refahın bir göstergesi hâline geliyor. Avrupa’da tatil dört kişiden üçü için erişilebilir bir hak olurken, Türkiye’de hâlâ her iki kişiden biri için hayal. Özellikle ekonomik koşullar, bireyleri tatilden değil, hayatta kalmanın zorunlu şartlarından biri olan borçlanmadan bahsetmeye yönlendiriyor.
Geçtiğimiz yılki (2024) IPSOS araştırmasında da, tatile bir önceki yıl gidemeyenlerin, bir sonraki yılda da gidemedikleri görülüyor.

Soldaki grafik, önceki sene (2023) tatil yapanların 2024’de tatile gitme / gidememe planlarını söylerken, sağdaki grafik ise önceki sene (2023)’te evde oturanların %72’sinin (2024’te de) tatil yapma planları olmadığını söylüyor. Yani bu kardeşin gitsin, seneye de sen gidersin sözü, burada tutmuyor.
Çocuk sayısı arttıkça tatil imkânsızlaşıyor
Veriler, çocuklu ailelerin en kırılgan grup olduğunu gösteriyor. Tek çocuklu ailelerin %46,1’i tatile çıkamıyor. İki çocukta bu oran %52,7’ye, üç çocukta ise %71,9’a fırlıyor.
1 çocuklu iki yetişkin: %46,1 tatil yapamıyor
2 çocuklu iki yetişkin: %52,7 tatil yapamıyor
3 çocuklu iki yetişkin: %71,9 tatil yapamıyor
Ipsos’un “2025 Yaz Tatili Dosyası” bizlere şu gerçekle yüzleştiriyor: Tatil yapamayanların %91’i bu durumun nedenini ekonomik güçlüklere bağlıyor.

İnsanlar tatil için bu yıl geçen yıla oranla daha fazla kendi gelirleriyle masraflarını karşılarken, bankadan kredi alan ya da arkadaşlarına borçlanan oranı da artıyor.
Kadınlar daha dezavantajlı
Eurostat’ın aktardığına göre, cinsiyet farkı da çarpıcı. Yalnız yaşayan kadınların %58,7’si tatil yapamıyor. Erkeklerde bu oran %48,5. En yüksek oran ise tek çocuklu yalnız kadınlarda: %73,5. Yani bu grupta her dört kişiden üçü bir haftalık tatili bile karşılayamıyor.
Tatil, hayati mi?
Burada sorulması gereken soru şu: Tatilin ekonomik kaynağı, tatile ulaşmamızın bir engeli haline geldiğinde toplum olarak hangi noktaya sürükleniyoruz? Tatil artık sadece keyifli bir anı değil -sosyal devletin, yaşam kalitesinin ve toplumsal sağlığın bir göstergesi olarak geri döndürülmeli.
Üstelik tatil, moral ve umut anlamında çok daha hayati. Ancak her beş bireyden üçü yanında çocuğuyla, yalnız kadınlar üç çocuksuz gençler gibi gruplar—geleceğe ilişkin yeniden umut kurma imkânından dahi mahrum kalıyor.
