Dünyada ve Türkiye’de evsizlik: Milyonların krizi, istatistiklerde görünmeyen hayatlar

Tarih:

Paylaş:

Bir kış gecesi ve resmî kayıtlara sığmayan hayatlar

Türkiye’de kışın en sert gecelerinde, belediyelerin barınma evlerine, valiliklerin ayarladığı otellere ya da kamu misafirhanelerine sığınanların tam sayısını bilmiyoruz.

Sokakta kalan, geceyi bir otogar bankında, bir hastane koridorunda ya da 24 saat açık bir lokantada geçirenler için de standart bir sayım sistemi yok.

Buna rağmen uluslararası istatistiklerde Türkiye, evsizlik sorunu neredeyse “yokmuş” gibi görünen ülkeler arasında yer alıyor.

OECD’nin evsizlik veri tabanında Türkiye, 2022 yılı için yalnızca 5.285 “evsiz birey” bildiriyor; bu da toplam nüfusun yaklaşık yüzde 0,01’ine, yani her 10 bin kişide bir evsize karşılık geliyor. Bu oran oldukça düşük, ama… “Ama”sını bu haberin devamında anlatacağım.

Bu sayı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yürüttüğü “Evsizlere Konaklama Projesi” kapsamında bir yıl içinde konaklama hizmeti verilen kişilerin sayısına dayanıyor ve OECD tarafından akış (flow) verisi olarak sınıflandırılıyor.

Bu oran kâğıt üzerinde son derece düşük bir risk profili sunuyor. Ancak aynı tabloda, Finlandiya, İsveç, Hollanda veya Yeni Zelanda gibi ülkelerin evsizlik oranları Türkiye’den daha yüksek görünüyor; oysa bu ülkeler evsizliği azaltmada “iyi örnek” olarak anılıyor.

Bu çelişki, evsizliği anlamaya çalışırken ilk olarak şu soruyu gündeme getiriyor: Veriler bize gerçekte neyi anlatıyor, kimler bu verilerin dışında bırakılıyor ve Türkiye’de sahadaki tablo ile resmî rakamlar arasındaki makas ne kadar açılmış durumda?

Küresel resim: Yüz milyonlar barınma krizinin içinde

Evsizlik, aslında çok daha geniş bir barınma krizinin görünen ucu.

Birleşmiş Milletler sistemi içinde yürütülen son değerlendirmelerde, dünyada doğrudan “evsiz” olarak nitelendirilebilecek insan sayısının yüz milyonları bulduğu, barınma koşulları yetersiz olanların ise milyarlarla ifade edildiği belirtiliyor.

Bu çalışmalar, küresel ölçekte en az 300 milyon kişinin evsiz ya da barınacak güvenli bir yeri olmadan yaşadığını; yaklaşık 2,8 milyar insanın ise aşırı kalabalık, altyapısı yetersiz veya güvencesiz konutlarda barınmak zorunda olduğunu tahmin ediyor.

Tablo 1. Küresel düzeyde evsizlik ve yetersiz konut göstergeleri
Gösterge Değer Yıl Kısa açıklama
Dünyada evsiz sayısı 318 Milyon kişi 2025 UN-Habitat’ın son tahminlerine göre; sokakta yaşayanlar ve barınacak yeri olmayanlar
Yetersiz konutta yaşayan nüfus 2,8 Milyar kişi 2025 Fiziksel açıdan yetersiz, aşırı kalabalık veya güvencesiz konutlarda yaşayanlar
Slumlar ve gayriresmî yerleşimlerde yaşayan nüfus 1,1 Milyar kişi 2025 UN-Habitat’ın slum / informal yerleşim tanımına giren konutlarda yaşayanlar
AB + Birleşik Krallık’ta herhangi bir gecede evsiz olan kişi sayısı ≈ 1 Milyon kişi 2023 civarı FEANTSA ve OECD verilerine dayalı tahmin; EU+UK ölçeğinde gecelik evsiz nüfus

Kaynak: UN-Habitat ve UN DESA – küresel barınma krizi değerlendirmeleri (2023–2025); FEANTSA ve OECD verilerini özetleyen Avrupa haber ve analizleri (EU+UK için gecelik evsiz sayısı).

Bu tablo, evsizliği yalnızca sokakta uyuyanlarla sınırlamayan, konut hakkını bütüncül olarak ele alan bir çerçevenin zorunluluğuna işaret ediyor.

OECD ve Our World in Data gibi platformların derlediği gösterge setleri, bu geniş tablonun içinde özellikle OECD ve AB ülkelerine odaklanıyor.

OECD Affordable Housing Database’e göre, son veriler itibarıyla resmî tanımlara göre evsiz kabul edilen kişi sayısı, veri bulunan ülkelerin toplamında 2 milyonun üzerinde ve OECD geneli için ortalama oran yaklaşık yüzde 0,25 düzeyinde. Yani OECD ülkelerinde her 400 kişiden biri, kendi ülkesinin resmî istatistik tanımına göre evsiz. Bu oran “az” görünse de, hem ölçüm güçlükleri hem de “gizli evsizlik” nedeniyle ciddi bir eksik sayım riski taşıyor.

Tablo 2. Seçilmiş OECD ülkelerinde evsizlerin nüfusa oranı (son mevcut OECD verileri)
Ülke / gösterge Evsiz sayısı (kişi) Nüfusa oranı (%) 10 bin kişide evsiz sayısı Not
Türkiye 5.285 0,01 1 Yalnızca “Evsizlere Konaklama Projesi”nden yararlananlar (ETHOS 2–3)
Finlandiya ≈ 4.000 0,08 8 “Konut önce” yaklaşımı ile evsizliği azaltan ülke örneği
İsveç ≈ 34.000 0,33 33 OECD HC3.1 oranı, ülke nüfusuna uygulanarak tahmini kişi sayısı
Hollanda ≈ 40.000 0,23 23 OECD HC3.1 oranı, ülke nüfusuna uygulanarak tahmini kişi sayısı
Yeni Zelanda 102.123 2,17 217 Geniş tanım; güvencesiz barınma ve aşırı kalabalık konutları da kapsıyor
OECD ortalaması 0,25 25 OECD ülkelerinde ortalama olarak her 400 kişiden biri evsiz

Kaynak: OECD Affordable Housing Database, gösterge HC3.1 “Population experiencing homelessness”; OECD “Homelessness” alt sayfası; Finlandiya analizi ve Yeni Zelanda verileri; derlenmiş özet için Our World in Data – Homelessness.

Not: Finlandiya, İsveç ve Hollanda için kişi sayıları, OECD’nin bildirdiği oranların ilgili ülke nüfusuna uygulanmasıyla tahmini olarak hesaplanmıştır. Yeni Zelanda ve Türkiye için doğrudan ülke notlarındaki kişi sayıları kullanılmıştır.

evsizlik

Kim evsiz sayılıyor? Tanımların gölgelediği gerçekler

Avrupa’da kullanılan en yaygın çerçevelerden biri, FEANTSA tarafından geliştirilen ETHOS Light tipolojisi.

Bu tipoloji, evsizliği altı temel grupta sınıflandırıyor:

  • sokakta yaşayanlar,
  • acil barınaklarda kalanlar,
  • “evsizlere yönelik” geçici barınma tesislerinde kalanlar,
  • konut yetersizliği nedeniyle kurumlarda uzun süre kalanlar,
  • konut olmayan yapılarda (örneğin terk edilmiş binalar, çadırlar) kalanlar
  • konutsuzluk nedeniyle arkadaş veya akraba yanında geçici olarak kalanlar.

Türkiye de dâhil olmak üzere birçok ülke, bu kategorilerin yalnızca küçük bir bölümünü veri sistemine dâhil ediyor.

OECD’nin evsizlik göstergesi, farklı ülkelerden gelen bu heterojen verileri bir araya getiriyor ve ülkeleri karşılaştırılabilir bir tablonun içine yerleştiriyor.

Ancak kurum, kendi analizlerinde de altını çiziyor: tanımlar, veri toplama yöntemleri, sayım sıklığı ve kapsam arasındaki farklar nedeniyle, ülkeler arası kıyaslamalar bağlamı gözetmeden yapıldığında ciddi biçimde yanıltıcı olabiliyor. Bazı ülkelerde sayımlar yalnızca bir gecelik “nokta sayımı” ile yapılırken, bazı ülkelerde yıl içi akış (flow) verisi takip ediliyor; kimi yerde sadece sokakta yaşayanlar sayılırken, kimi yerde arkadaş yanında kalanlar veya konut dışı yapılarda yaşayanlar da evsiz kabul ediliyor.

Bu farklar, Türkiye gibi dar tanım kullanan ülkeleri, resmî tablolarda “başarı hikâyesi” gibi gösterebiliyor.

OECD göstergeleri: Yüzdeler ne söylüyor?

OECD’nin son Affordable Housing Database çıktısına göre, veri bulunan ülkelerde evsizlik oranı neredeyse tümünde nüfusun yüzde 1’inin altında. Buna rağmen bu “küçük” oranlar toplamda 2 milyondan fazla insanın evsiz olduğu anlamına geliyor ve OECD geneli için ortalama oran yüzde 0,25 civarında seyrediyor.

Yani OECD ülkelerinde her 400 kişiden biri, resmî tanıma göre evsiz.

Aynı veri setinde, geniş kapsamlı tanım kullanan bazı ülkeler için şu oranlar öne çıkıyor: Finlandiya’da evsizliğin payı yaklaşık yüzde 0,08; İsveç’te yüzde 0,33; Hollanda’da yüzde 0,23. Yeni Zelanda, yüzde 2,17 ile tabloda en yüksek oranlardan birine sahip.

Birleşik Krallık’ın Kuzey İrlanda ve İskoçya bölgelerinde oran sırasıyla yüzde 1,32 ve yüzde 1,27; Slovakya’da ise yüzde 1,31 olarak aktarılıyor. Bu ülkelerin ortak noktası, evsizliği nispeten geniş tanımlamaları ve “gizli evsizliği” de belirli ölçüde veriye yansıtmaları.

Türkiye’nin OECD tablosundaki oranı ise yüzde 0,01. Bu çıplak oran, Türkiye’nin evsizlik sorununu Finlandiya’dan bile “daha iyi yönettiği” gibi yüzeysel bir izlenim yaratabiliyor.

Oysa Finlandiya, arkadaş yanında geçici kalanları da evsiz tanımına dâhil eden geniş bir çerçeve kullanırken; Türkiye’nin bildirdiği veri yalnızca devletin yürüttüğü bir kış dönemi barınma projesinden faydalananları kapsıyor. Bir başka ifadeyle, iki ülkenin oranlarını karşılaştırmak, farklı evrenleri aynı eksene yerleştirmek anlamına geliyor.

Türkiye’nin resmî fotoğrafı: 5.285 kişi, yüzde 0,01 ve büyük bir gri alan

OECD’nin 2024 tarihli “Data on Homelessness in Türkiye” (Türkiye’de evsizlik üzerine veriler) başlıklı ülke notu, Türkiye’de resmî evsizlik verisinin nasıl üretildiğini ayrıntılı biçimde anlatıyor.

Notun ilk satırında, Türkiye’de evsizlik için resmî bir istatistiksel tanım olmadığı; evsizlik verisini toplamak için kurumlara getirilen özel bir yasal yükümlülük bulunmadığı ve ulusal ölçekte tanımlı bir evsizlik stratejisinin de henüz mevcut olmadığı açıkça belirtiliyor.

Bildirilen gösterge, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın “Evsizlere Konaklama Projesi” kapsamında barınma imkânı sağlanan kişilerin yıllık toplamına dayanıyor. 2022 yılı için bildirilen rakam 5.285 kişi; bu sayı OECD hesaplamalarında nüfusun yaklaşık yüzde 0,01’i olarak yer alıyor.

Peki, kim bu 5.285 evsiz kişi?

Burada kritik soru, bu 5.285 kişinin kimleri temsil ettiği. Ülke notuna göre bu veri, ETHOS Light tipolojisinde yalnızca 2. ve 3. kategorilere, yani acil barınaklarda ve evsizlere yönelik konaklama tesislerinde kalanlara karşılık geliyor.

Sokakta yaşayanlar (ETHOS 1), kurumlarda “gereğinden uzun süre” kalanlar, konut olmayan yapılarda yaşayanlar ve arkadaş/akraba yanında geçici olarak barınanlar bu sayımın dışında.

Dolayısıyla 5.285 kişilik resmî sayı, Türkiye’de evsizliğin gerçek boyutunun sadece dar bir kesitini gösteriyor; özellikle de büyükşehirlerdeki “gizli evsizlik” ve yaygın konut güvencesizliği bu resmin dışında kalıyor.

Aynı ülke notu, Türkiye’de evsizlik verisinin toplanmasını zorunlu kılan bir yasal çerçeve bulunmadığını, ulusal bir evsizlik stratejisinin de mevcut olmadığını vurguluyor. Bu durum, verinin sürekliliği, kapsamı ve politika üretme kapasitesi açısından yapısal bir boşluğa işaret ediyor.

Evsizlik, çoğunlukla kış dönemine ve “soğukta kimse kalmasın” eksenli geçici çözümlere sıkışan bir sosyal yardım konusu gibi ele alınıyor; konut hakkı, sosyal politika ve yerel yönetim planlaması ile bağlantısı kurumsal düzeyde yeterince inşa edilmiş değil.

Saha bulguları ve yerel veriler: BBC Türkçe, SosyalVeri, ABB ve İPA ne anlatıyor?

Resmî verideki bu dar çerçeveyi, sahadan gelen nitel bilgilerle birlikte okuduğumuzda tablo daha netleşiyor. (Onur Metin’in notu: Bu bölümde, farklı kaynaklardan verileri derlediğim için, farklı yıllarda sayılar değişmiş olacağı için yayın tarihleriyle verdim.)

BBC Türkçe’nin 31 Ağustos 2023 tarihinde yayımlanan ve T24’te 1 Eylül 2023’te de yer alan “Sokakta yaşayanlar: Evsizlerin sayısı artıyor mu?” başlıklı haberi, Ankara ve İstanbul’da sokakta yaşayanlarla yapılan görüşmeler üzerinden, barınma krizinin sahadaki etkilerini görünür kılıyor.

Haberde, ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve artan kiralarla birlikte barınma krizinin büyüdüğü, her geçen gün daha fazla insanın sokakta yaşama korkusuyla karşı karşıya kaldığı aktarılıyor.

Evsizlere 28 yıldır yardım eden Şefkat-Der gönüllüsü Hayrettin Bulan, aynı haberde “28 yıldır evsiz sayısında hiç böyle bir patlama görmedik” diyerek, özellikle İstanbul’da ailece sokakta kalanların çoğaldığını, sadece bekar erkeklerden oluşan bir profilin çoktan geride kaldığını anlatıyor.

Bulan’ın kendi saha gözlemlerine dayalı değerlendirmesine göre, yalnızca İstanbul’da on binler mertebesinde, Türkiye genelinde ise yüz binler düzeyinde evsizden söz etmek mümkün.

Şefkat-Der’in bu saha tecrübesine dayalı tahminleri, 26 Eylül 2022 tarihli “Türkiye’de Evsizler” başlıklı analizde (SosyalVeri sitesinde) derleniyor; bu çalışmada Türkiye genelinde yaklaşık 70 bin, İstanbul’da ise yaklaşık 7 bin evsiz olduğu; evsizliğe yol açan başlıca faktörler arasında yoksulluk, aile içi problemler, işsizlik, ruh sağlığı sorunları ve bağımlılık gibi dinamiklerin öne çıktığı belirtiliyor.

Buzdağının görünen yüzü

evsizler hepsiveri

Bu tahminler resmî istatistik değil; ancak OECD’ye bildirilen 5.285 kişilik ulusal toplam ile karşılaştırıldığında, resmî fotoğrafın buzdağının yalnızca görünen kısmını yansıttığını gösteriyor.

İstanbul sokaklarında düzenli olarak evsizlerle buluşan İnsani Hayat Derneği Başkanı Yunus Çetinkol, aynı haberde kısa bir sürede yüzlerce evsize ulaşabildiklerini ifade ederek, sahada gözlenen artışı rakamsal örneklerle somutlaştırıyor.

Ankara’da Engelsiz Dünya Derneği’nin AŞTİ otogarı çevresinde yürüttüğü çalışmalarda ise, uzun süredir sokakta yaşayan kişilerin açlık, temiz su ve hijyen gibi en temel ihtiyaçlara erişimde bile ciddi zorluklar yaşadıkları aktarılıyor; bazı evsizler günlerce yemek yiyememekten, terminaldeki tuvalet suyunu içmek zorunda kalmaktan söz ediyor. “Ben evsiz değilim ama açım” cümlesi, yalnızca evsizlerin değil, derin yoksulluğun da yardım kuyruklarında görünür hale geldiğini gösteren kritik bir ifade olarak öne çıkıyor.

Tablo 3. Ankara Büyükşehir Belediyesi Dışkapı Barınma Evi’nde konaklayan kişi sayısı
Yıl Dönem Barınan kişi sayısı Not
2022 Ocak – Aralık (yıl tamamı) 2.676 ABB verisine göre yıllık toplam konaklayan kişi sayısı
2023 Ocak – Temmuz 2.339 BBC Türkçe haberine göre, kış dönemine girilmeden önce ulaşılan seviye; bir önceki yılın yıllık toplamına çok yakın

Kaynak: Ankara Büyükşehir Belediyesi verileri; BBC Türkçe – “Sokakta yaşayanlar: Evsizlerin sayısı artıyor mu?” haberi (31.08.2023).

BBC Türkçe’nin aktardığı bir diğer önemli bulgu, kadınların evsizlik deneyimindeki artış. Hem sahada çalışan dernek temsilcileri hem de evsizler, terminal ve çevresinde kalan kadın sayısının son yıllarda belirgin biçimde arttığını; boşanma, aile içi şiddet ve ekonomik şiddet nedeniyle barınacak yeri kalmayan kadınların, kadın sığınma evlerinde yer bulamadıklarında cami mescitlerine ya da sokaklara yönelmek zorunda kaldığını anlatıyor.

Sığınma evlerine kabul için fiilî şiddet şartının aranması, barınma krizine dayalı evsizlik hallerini resmî sistemin dışında bırakıyor; sığınma evlerinin kapasite sorunu ise, başvuruda bulunan kadınların bir bölümünü yeniden sokağa itiyor.

Haberde yer alan bir diğer hat, evsizlik ile uyuşturucu bağımlılığı arasındaki ilişki. Sahada çalışan aktörler, bağımlılık nedeniyle aile içi şiddetin arttığını, birçok ailenin bağımlı bireyi evden göndermek zorunda kaldığını, bu kişilerin de işgücü piyasasından dışlanarak dilencilik, gündelik işler ve sokakta yaşama gibi seçeneklere yöneldiğini anlatıyor. Bu kesişim, evsizliğin yalnızca barınma krizinin değil, aynı zamanda ruh sağlığı, bağımlılık ve sosyal hizmet kapasitesinin de konusu olduğunu; dolayısıyla çok sektörlü bir politika yanıtı gerektirdiğini gösteriyor.

BBC Türkçe haberi, yerel yönetim verileri üzerinden de önemli bir gösterge sunuyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin paylaştığı bilgilere göre, evsizlere ayrılan Dışkapı Barınma Evi’nde 2023 yılı Temmuz ayı itibarıyla 2.339 kişi konaklamış durumda. Bu sayı, 2022 yılının tamamı için 2.676 kişi olarak kaydedilmişti.

Yani henüz kış dönemine girilmeden, bir önceki yılın yıllık kapasitesine neredeyse yaklaşılmış durumda. Bu veri, hem talepteki artışı hem de mevcut kapasitenin yıl içine yayılan bir ihtiyaçla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

İstanbul cephesinde ise İstanbul Planlama Ajansı’nın Şubat 2023 tarihli “İstanbul sokaklarında kışı geçirenler: Evsizler kentin ve politikanın neresinde?” başlıklı raporu, kentin evsizliğe verdiği yanıtın ölçeğini ve sınırlarını ortaya koyuyor.

salyangoz

Rapora göre, 2021 yılının kış aylarında İstanbul Valiliği, yaklaşık 2.100 evsizi dönüşümlü olarak otellere yerleştirmiş; belediyeye ve diğer kamu kurumlarına ait tesisler ise dönemlik giriş-çıkışlarla birlikte toplamda 3 bin civarında evsize hizmet vermiş. Aynı rapor, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2021 gerçekleşen bütçesinde “evsizlere yönelik hizmetler” kalemi kapsamında (2021 yılında) yaklaşık 800 bin TL seviyesinde harcama yapıldığını; İBB Bölgesel İstihdam Ofisleri aracılığıyla Darülaceze kurumu üzerinden yüzlerce evsizin istihdama yönlendirildiğini aktarıyor.

İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Doç. Dr. Buğra Gökçe ise, X (eski Twitter) üzerinden 2025 tarihli bir paylaşımında Şefkat-Der’in 2021 için öngördüğü 70 bin kişilik tahmine atıf yaparak, bugün Türkiye genelinde tahmini evsiz sayısının 100 binin üzerine çıktığını vurguluyor.

Aynı çerçevede TÜİK ve Eurostat verilerine dayalı değerlendirmelerinde, vatandaşların önemli bir bölümünün yalıtım yetersizliği nedeniyle ısınma sorunu yaşadığını, barınma krizinin yalnızca sokakta uyuyanlarla sınırlı olmadığına, sağlıksız ve güvencesiz konutlarda yaşayan yüz binlerce insanı da kapsayan geniş bir spektrum olduğuna dikkat çekiyor.

Bu veriler, İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerde evsizliğin kamu politikalarında tamamen görünmez olmadığını; ancak müdahale kapasitesinin hâlâ ağırlıklı olarak kış dönemine, geçici konaklamaya ve sınırlı bir bütçe ölçeğine sıkıştığını gösteriyor.

Öte yandan, hem ABB’nin barınma evi verileri hem de İPA raporu, sokakta kalanların ve “gizli evsizlerin” önemli bir bölümünün hâlâ istatistiksel sistemin dışında olduğunu, dolayısıyla OECD’ye bildirilen 5.285 kişilik ulusal sayının bu gerçekliği yansıtmaktan uzak kaldığını teyit ediyor.

Türkiye için evsizlik özeti ve kısa politika önerileri

Resmî tanım ve veri kapsamı: Türkiye’de evsizlik için resmî bir istatistiksel tanım bulunmuyor. OECD ülke notuna göre bildirilen veri, yalnızca “Evsizlere Konaklama Projesi” kapsamında barınaklarda kalanları kapsıyor (ETHOS 2–3). Sokakta yaşayanlar, arkadaş/akraba yanında geçici kalanlar, konut olmayan yapılarda barınanlar ve kadın sığınma evlerindeki çok sayıda vaka resmî evsizlik istatistiğinin dışında kalıyor.

Son resmî gösterge (2022): 5.285 kişi, yaklaşık yüzde 0,01. Bu oran, uluslararası tabloda Türkiye’yi evsizlik oranı en düşük ülkeler arasına yerleştiriyor; ancak saha gözlemleri, belediye verileri, SosyalVeri analizi ve İPA raporu, resmî sayının gerçek tabloyu ciddi biçimde eksik yansıttığını gösteriyor.

Saha bulguları: BBC Türkçe’nin 31 Ağustos 2023 tarihli haberi, Şefkat-Der’in saha tahminleri, SosyalVeri’nin 2022 tarihli “Türkiye’de Evsizler” analizi ve İPA’nın 2023 raporu, özellikle İstanbul ve Ankara’da evsiz sayısında “hiç olmadığı kadar” artış gözlemlendiğini; uzun süredir sokakta yaşayan kişilerin temel beslenme, su ve hijyen ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlandığını, kadınların ve yalnız annelerin evsiz kalma riskinin yükseldiğini ve terminal gibi mekânların evsizlerin yoğunlaştığı alanlara dönüştüğünü ortaya koyuyor.

Tahmini sayı aralığı: Şefkat-Der ve SosyalVeri’nin bulguları, Türkiye genelinde yaklaşık 70 bin, İstanbul’da 7 bin evsiz bulunduğunu; Buğra Gökçe’nin 2025 tarihli değerlendirmeleri ise barınma krizindeki bozulmayla birlikte Türkiye genelinde evsiz sayısının 100 binin üzerine çıktığını işaret ediyor. Resmî 5.285 kişilik sayıyla bu tahminler arasındaki fark, esas olarak kapsam ve tanım farklılığından kaynaklanıyor.

Politika açığı: Türkiye’de evsizlik verisini toplamak için yasal zorunluluk yok; ulusal bir evsizlik stratejisi tanımlı değil.

Tablo 4. Türkiye’de konut kalitesi ve barınma kırılganlığına ilişkin seçilmiş göstergeler
Gösterge Değer (%) Yıl Kaynak / açıklama
Sızdıran çatı, nemli duvar, çürümüş pencere çerçevesi vb. fiziksel sorunları olan konutta yaşayan nüfusun payı 31,3 2024 (gelir ve yaşam koşulları referans yılı) TÜİK Gelir ve Yaşam Koşulları araştırması – “İstatistiklerle Aile 2024” bülteni ve buna atıf yapan haberler
İzolasyon yetersizliği nedeniyle ısınma sorunu yaşayan nüfusun payı 30,2 2024 Aynı TÜİK veri seti; konutun ısınma açısından yetersiz olduğu hane oranı
Dar gelirli yurttaşlar içinde kötü konutlarda yaşamak zorunda olanların payı 48,1 2024 TÜİK verisine dayalı analiz; Buğra Gökçe’nin paylaşımı ve bunu aktaran haberler (dar gelirli alt grup için oran)
Eurostat’a göre kötü kalitede konutta yaşamak zorunda olan nüfusun payı (AB karşılaştırmalı gösterge) 32,0 2023 Eurostat verisine dayalı İPA açıklamaları ve haberler; Avrupa ülkeleri arasında en yüksek oran

Kaynak: TÜİK Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması (2024 yayımlı veriler); Eurostat konut kalitesi göstergeleri; Buğra Gökçe’nin 22.02.2025 tarihli açıklaması ve bunu aktaran basın haberleri.

Örneğin, 2024 yılında TÜİK’in araştırması, bazı koşullara göre değerlendirilen evlerde evlerin %30’undan fazlasında “sızdıran çatı, nemli duvar, çürümüş pencere çerçevesi vb. fiziksel sorunları olan konutta yaşayan” kişilerin bulunduğunu ve yine %30’dan fazlasının izolasyon yetersizliği nedeniyle ısınma sorunu yaşadığını gösteriyor.

Tablo 5. 2024 TÜİK, Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2023–2024, konutun fiziksel koşulları ve çevresel sorunlar göstergeleri.

Gösterge 2023 (%) 2024 (%)
Suç veya şiddet olayları ile yoğun bir şekilde karşılaşma 10,8 10,7
Odaların karanlık olması veya yeterli ışık alamaması 17,3 15,6
Komşulardan veya sokaktan gelen gürültü 16,5 16,2
Trafik veya endüstrinin neden olduğu kirlilik veya çevresel sorunlar 19,8 21,7
Konutun izolasyonundan dolayı ısınamama 32,6 30,2
Sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçeveleri vb. 32,0 31,3

Yerel yönetimler kış döneminde barınma kapasitelerini artırsa da, bu uygulamalar çoğunlukla mevsimlik ve geçici nitelikte. Evsizlik, barınma krizi, derin yoksulluk, bağımlılık ve aile içi şiddetin kesiştiği bir alan olarak yönetiliyor; ancak hak temelli, sürekli ve izlenebilir bir politika çerçevesi henüz inşa edilmiş değil.

Türkiye için kısa politika önerileri

Kısa politika önerisi 1 – Veri altyapısı: Evsizlik için ETHOS Light çerçevesini esas alan açık bir tanım benimsenmeli; TÜİK, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, belediyeler ve sahada çalışan sivil toplum örgütlerinin katkısıyla, sokakta yaşayanları, barınakları, sığınma evlerini ve “gizli evsizliği” birlikte izleyen ulusal bir veri altyapısı kurulmalı. Bu altyapı, düzenli olarak kamuoyuyla paylaşılan, şeffaf bir istatistik sistemi içermeli.

Kısa politika önerisi 2 – Ulusal strateji: Merkezi idarenin koordinasyonunda, yerel yönetimlerle birlikte hazırlanmış, somut hedef ve takvim içeren bir “Evsizliği Önleme ve Azaltma Ulusal Stratejisi” kabul edilmeli. Bu strateji, kış odaklı geçici çözümlerden, yıl boyu süren barınma, istihdam ve sosyal destek politikalarına geçişi hedeflemeli; kadınlar, çocuklar, engelliler, göçmenler ve bağımlılık sorunu yaşayanlar için özel mekanizmalar içermeli.

Kısa politika önerisi 3 – Konut odaklı yaklaşım: Uluslararası iyi örneklerde olduğu gibi “barınak önce” değil, “konut önce” (Housing First) yaklaşımı esas alınmalı. Uzun süreli evsizliğin yaşandığı vakalar için kalıcı, kiralanabilir ve destek hizmetleriyle entegre konut stokuna yatırım yapılmalı; sosyal konut politikaları, derin yoksulluk ve borçlulukla mücadele araçlarıyla entegre edilmeli.

Kısa politika önerisi 4 – Erken uyarı ve risk yönetimi: “Ben evsiz değilim ama açım” cümlesinde görünür olan risk grupları için, kira ödeyememe, tahliye riski, boşanma ve aile içi şiddet gibi kırılma anlarına odaklanan erken uyarı mekanizmaları kurulmalı; sosyal yardım, kira desteği ve borç yapılandırma araçları, evsizlik oluşmadan devreye girecek şekilde tasarlanmalı.

Türkiye’de sayıların çarpışması: 5.285 mi, 70 bin mi, 100 bin mi?

Tüm bu veriler yan yana okunduğunda, Türkiye için üç ayrı sayı düzeyi ortaya çıkıyor: (1) OECD’ye bildirilen ve “Evsizlere Konaklama Projesi”ne dayanan 5.285 kişilik resmî akış verisi; (2) Şefkat-Der ve SosyalVeri analizinde ifade edilen, Türkiye genelinde yaklaşık 70 bin ve İstanbul’da 7 bin kişilik tahmini evren; (3) Buğra Gökçe’nin 2025 tarihli değerlendirmesinde işaret ettiği, barınma krizinin etkisiyle 100 bin eşiğini aşan güncel tahmin.

evsizlik homeless

 

Aralarındaki fark, krizin gerçekliğinden çok, kullanılan tanımların, veri toplama yöntemlerinin ve kapsamanın farklılığına işaret ediyor. Bu nedenle Türkiye, küresel tablolarda evsizlik oranı en düşük ülkelerden biri olarak görünse de, saha verileri ve yerel yönetim deneyimi, evsizliği ve barınma krizini giderek derinleşen bir sosyal politika alanı olarak konumlandırıyor.

Veri mimarisi genişletilmediği ve düzenli saha araştırmaları yapılmadığı sürece, “Türkiye’de kaç kişi evsiz?” sorusuna tek, güvenilir ve karşılaştırılabilir bir yanıt üretmek mümkün olmayacak gibi görünüyor.

Dünyadan iyi örnekler: Finlandiya’nın “konut önce” yaklaşımı

OECD’nin Finlandiya üzerine yaptığı ayrıntılı analizler, evsizliği azaltmanın yalnızca sosyal yardım ya da geçici barınma ile mümkün olmadığını gösteriyor. Finlandiya’da evsizliğin toplam nüfusa oranı yaklaşık yüzde 0,08 düzeyine gerilemiş durumda ve bu süreçte uzun dönemli evsizliğin önemli ölçüde azaldığı belirtiliyor. Ülke, Avrupa’da uzun süreli evsizliğin istikrarlı biçimde düştüğü nadir örneklerden biri olarak anılıyor.

Bu başarının merkezinde, “konut önce” (Housing First) yaklaşımı bulunuyor. Bu modelde, evsiz bir kişi için ilk hedef, kalabalık ve kuralları ağır barınaklar değil, doğrudan kalıcı ve bağımsız bir konut sağlamak. Sağlık, istihdam, psikososyal destek ve bağımlılıkla mücadele hizmetleri, bu konutun etrafına örülen bir destek ağı olarak kurgulanıyor. Finlandiya’da birçok eski barınak, bağımsız dairelere dönüştürülmüş; yeni sosyal konut projeleri, özellikle uzun süreli evsizlere ayrılmış durumda. Özetle konut, yardımın ödülü değil; tüm diğer desteklerin üzerine inşa edildiği temel altyapı olarak ele alınıyor.

OECD değerlendirmeleri, Finlandiya’nın bu modelle yalnızca evsizliği azaltmakla kalmadığını, aynı zamanda uzun vadede kamu harcamalarında da tasarruf sağladığını gösteriyor. Evsiz bir kişiye önce konut sağlamanın, acil sağlık hizmetleri, polis ve adalet sistemi üzerindeki baskıyı azalttığı; kişi başı yıllık binlerce avroluk kamu harcaması tasarrufu yarattığı hesaplanıyor. Bu tablo, evsizliğin “sosyal yardım kalemi” değil, mali sürdürülebilirlik ve toplumsal refah açısından da kritik bir politika alanı olduğunu ortaya koyuyor.

Benzer biçimde, örneğin Cities Ending Homelessness gibi girişimler, şehirleri evsizliğin yönetildiği değil, sistematik biçimde azaltıldığı ve sonlandırılmaya çalışıldığı laboratuvarlar olarak konumlandırıyor. Barınma hakkını, sosyal konut, yerel yönetim koordinasyonu ve çok paydaşlı izleme mekanizmalarıyla birlikte ele alan bu modeller, kapsayıcı konut politikalarının mümkün ve uygulanabilir olduğunu gösteren önemli referanslar sunuyor.

Türkiye için politika alanları: Veriden hak temelli stratejiye

Türkiye’nin bugün sahip olduğu resim, bir yanda resmî istatistiklerde çok düşük görünen bir evsizlik oranı, diğer yanda sahada giderek ağırlaşan barınma krizi, derin yoksulluk ve deprem sonrası yeniden inşa süreciyle tanımlanıyor.

Konut fiyatlarındaki artış, kiraların hane gelirine göre ulaşılamaz hale gelmesi, ölçülemeyen ama sahada hissedilen “gizli evsizlik” ve konut güvencesizliği, evsizliği dar bir kış projesi sınırlarının içine sığdırılamayacak kadar geniş bir meseleye dönüştürüyor.

Bu nedenle ilk adım, evsizliğin tanımını ve veri üretim biçimini yeniden tasarlamak olmalı. ETHOS Light çerçevesini temel alan, kimlerin evsiz sayıldığını açıkça belirleyen ve belediyelerle koordineli yürütülen ulusal bir izleme sistemi, hem kamunun hem de sivil toplumun politika üretme kapasitesini dönüştürebilir. Gizli evsizliği, geçici barınmaları, kurumlarda “sıkışmış” grupları ve konut dışı yapılarda yaşayanları da görünür kılan bir veri mimarisi, sorunun gerçek boyutuyla yüzleşmeyi sağlar.

İkinci adım, ulusal ölçekte bağlayıcı ve bütçe ile desteklenen bir evsizlik stratejisi geliştirmek olabilir. Bu strateji, sosyal yardım programlarını, konut politikalarını, yerel yönetimlerin barınma hizmetlerini ve istihdam desteklerini birlikte düşünen, konut hakkını merkeze alan bütüncül bir yaklaşım üzerine kurulmalı. Türkiye’de bugün hâlihazırda yürütülen “Evsizlere Konaklama Projesi” ve büyükşehir belediyelerinin kış dönemlerine yoğunlaşan barınma hizmetleri, bu stratejinin yalnızca dar bir ayağı olarak yeniden çerçevelenebilir.

Son olarak, uluslararası iyi örneklerin de gösterdiği gibi, evsizliğin “son durak” değil; genellikle yoksulluk, borçluluk, aile içi şiddet, ruh sağlığı sorunları, bağımlılık ve işsizlik gibi bir dizi yapısal sorunun kesişim noktası olduğu kabul edilmeli. Bu nedenle konut politikası, sadece konut üretimi ve kredi teşvikleri ile sınırlı bir alan değil; gelir politikası, sosyal koruma, sağlık ve adalet sistemi ile entegre bir hak alanı olarak ele alınmalı. Türkiye’nin, OECD ülkeleriyle kıyaslandığında hâlâ “boş” görünen evsizlik istatistiklerini doldurup doldurmamayı tercih etmesi, aynı zamanda kimin “görülmeyi hak ettiği” sorusuna da verilmiş politik bir yanıt olacak.

Bu veri haberi, Onur Metin tarafından hepsiveri.com sitesi için hazırlanmıştır. Üretimin devamlılığı için lütfen kaynak göstererek kullanınız.

Kullanılan kaynaklar

Onur Metin
Onur Metinhttps://hepsiveri.com
Onur Metin, ODTÜ Jeoloji Mühendisliği’nin ardından Anadolu Üniversitesi’nde gazetecilik yüksek lisansı yaptı. Gazetecilik kariyeri boyunca resmi istatistikler, uluslararası veri tabanları ve açık veri kaynaklarını kullanarak haberlerini sayısal verilerle güçlendirmeyi, okuyucuya daha derin ve denetlenebilir bir perspektif sunmayı öncelik edindi. Farklı haber sitelerinde geçici süreler çalıştıktan sonra önce kişisel sitesini (onurmetin.com.tr), ardından veri odaklı haber ve analiz ürettiği HepsiVeri’yi kurdu. Demokrasi, emek, eğitim, kent politikaları ve dijital haklar gibi alanlarda ürettiği içeriklerde, verilerden hikâye çıkarmayı; karmaşık veri setlerini grafikler, tablolar ve görselleştirmelerle herkesin anlayabileceği, şeffaf ve kaynakları açık gazetecilik ürünlerine dönüştürmeyi kendine temel görev olarak görüyor. Görülmeyenleri göstermek, olan biteni sayılarla görünür kılmak ve bu verilerin herkes tarafından okunabilir, sorgulanabilir ve yeniden kullanılabilir olmasını sağlamak için çalışmalarını birden fazla platformda sürdürüyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

CHP’ye kayyum kararına toplumdan tepki: Çoğunluk mutlak butlana karşı, bilgi sınırlı, çözüm talebi güçlü

CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na yönelik "mutlak butlan" kararı, kamuoyunda...

Örgütsüzlüğün bedeli: Türkiye’de sendika kapısını aşamayanlar

Türkiye'de örgütlenmenin görünmez sınırları Türkiye'de sendikalaşma oranı son on iki...

AI ajanları neden Marxist konuşmaya başladı? Dijital emek, sömürü ve persona ekonomisi

Son haftalarda gündeme düşen bir Stanford deneyi, ilgi çekici...

MacBook Air M5 Türkiye’de bir junior developer için ne kadar ulaşılabilir?

Apple’ın mart ayında tanıttığı MacBook Air M5, teknik özellikleriyle...

Türkiye’de genç işsizliği ve “ilk iş” bariyeri: Mezunlar ortalama 14,4 ayda işe yerleşiyor

Türkiye’de gençler ve yeni mezunlar için “ilk işe geçiş”,...

İlgili yazılar

CHP’ye kayyum kararına toplumdan tepki: Çoğunluk mutlak butlana karşı, bilgi sınırlı, çözüm talebi güçlü

CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na yönelik "mutlak butlan" kararı, kamuoyunda beklenmedik biçimde sert bir tepkiyle karşılandı. Ancak bu tepkinin...

Örgütsüzlüğün bedeli: Türkiye’de sendika kapısını aşamayanlar

Türkiye'de örgütlenmenin görünmez sınırları Türkiye'de sendikalaşma oranı son on iki yılda yükseliyor. Ama bu tablo, milyonlarca işçiyi kapsayan bir...

Kanserin coğrafyası: Doğu Avrupalı erkek, Batı Afrikalı kadın neden bu kadar farklı?

2024 yılında Freddie Bray ve arkadaşları 185 ülkedeki 36 kanser türünü inceleyen "Global Cancer Statistics 2022" başlıklı araştırmayı...

Two Sexes, Eighteen Regions, One Data Story: The State of Global Cancer

In 2024, Freddie Bray and colleagues published "Global Cancer Statistics 2022," examining 36 cancer types across 185 countries....