Cumhurbaşkanı’na hakaret başlığı, artık Türkiye’de yalnızca dönemsel tartışmalara eşlik eden bir alt konu değil; kendi başına sürekli gündem üreten, ölçülebilir ve izlenebilir bir yargı alanına dönüşmüş durumda. Özellikle sosyal medyada, geçmiş cumhurbaşkanları dönemlerinde açılan dosya sayılarıyla Erdoğan dönemindeki sayılar yan yana getirilerek dolaşıma sokuluyor. Bu dosyada biz, tartışmayı anekdotlardan çıkarıp raporlanmış resmi seriye yasladık: 2009’dan 2021’e kadar T.C. Adalet Bakanlığı’nın Adalet İstatistikleri yayın arşivindeki yıllık raporlara inerek karar sayılarını ve karar türlerindeki dağılımı derledik.
Hukuki çerçeve: TCK 299 tek başına değil
Cumhurbaşkanı’na hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu’nda “devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar” başlığı altında yer alıyor ve TCK 299 olarak kodlanıyor. Aynı çerçevede, “devletin egemenlik alametlerini aşağılama” (TCK 300) ile “Türklüğü, Cumhuriyeti, devletin kurum ve organlarını aşağılama” (TCK 301) da raporlarda birlikte izlenen kalemler arasında. Bu nedenle, yalnızca TCK 299’a bakmak yerine, 299-300-301 üçlüsünü aynı sınıflama altında takip etmek, trendin bağlamını daha net kurmaya yardımcı oluyor.
Veri notu: 2022 sonrası aynı seri gibi okunamıyor
Analize geçmeden önce kritik bir metodoloji uyarısı gerekiyor. 2009-2021 döneminde Adalet İstatistikleri raporları, TCK 299, 300 ve 301 için ayrı başlıklar ve görece istikrarlı bir isimlendirme ile veri sunuyor. 2022 itibarıyla ise bu suçlar raporlama içinde tek bir çatı altında toplanmaya başlıyor; ayrıca tablo adlarında ve kategori kurgusunda değişiklikler görülüyor. Bu kırılım, 2022 ve sonrasını 2009-2021 ile aynı zaman serisinin “devamı” gibi grafikleştirmenin karşılaştırmayı hatalı yönlendirebileceği anlamına geliyor. Bu nedenle görselleri 2021’de sonlandırdık.

Kaynak: T.C. Adalet Bakanlığı, Adalet İstatistikleri Yayın Arşivi.
Karar hacmi: düşük seviyeden yüksek hacme geçiş
2009-2014 aralığı, toplam karar sayısının sınırlı kaldığı bir evre. Grafikte toplam kararlar 2009’da 1000 iken 2010-2014 bandında 644-617 aralığında seyrediyor. İlk belirgin hareket 2015’te geliyor (Toplam 1074). Asıl ölçek değişimi ise 2016 sonrası: toplam 2016’da 3165’e, 2017’de 5991’e, 2018’de 7471’e çıkıyor; 2019’da 12.474 ile sıçrama yapıyor. 2020’de toplam 10.639’a gerilese de 2021’de yeniden yükselerek 13.934’e ulaşıyor.
Bu hacim artışının bileşenlerine bakıldığında, 2014 sonrası dönemde toplamın ana yükünü açık ara TCK 299 taşıyor. 2009-2012 aralığında ise dikkat çekici bir tablo var: TCK 300 ve TCK 301 kapsamında verilen kararlar, bazı yıllarda Cumhurbaşkanı’na hakaret (TCK 299) kararlarının üzerinde kalıyor. 2013’te ilk kez TCK 299, TCK 301’i geçiyor; 2014 sonrası dönemde ise tablo belirgin biçimde TCK 299 lehine yoğunlaşıyor. Serinin son yılı olan 2021’de grafikteki mutlak değerler şöyle:
TCK 299: 12.443, TCK 300: 365, TCK 301: 1126.
TCK 299’da karar türleri: “HAGB ve diğer” kalemi neden baskın görünüyor?
İkinci grafik, TCK 299 kapsamında verilen kararların tür dağılımını yüzde olarak gösteriyor: mahkûmiyet, beraat ve “HAGB ve diğer kararlar”.

Burada teknik bir sınıflama problemi var: 2009-2014 dönemi raporlarında HAGB kararları (hükmün açıklanmasının geri bırakılması), mahkûmiyet ve beraat gibi ayrı bir başlık olarak değil, “diğer kararlar” içinde raporlanıyor. 2014’ten itibaren ise HAGB, ayrı bir ana karar türü olarak görünür hale geliyor. Zaman serisini koparmamak için biz iki dönemi ortak bir çatı altında birleştirip bu alanı “HAGB ve diğer kararlar” olarak kullandık.
Bu yüzden grafik iki şeyi aynı anda söylüyor:
2014 sonrası dönemde HAGB ayrı raporlandığı için, birleşik kalemin ağırlığının önemli kısmının HAGB’den geldiği daha net okunabiliyor.
2014 öncesinde ise HAGB “diğer” içine gömülü olduğundan, “diğer”in ne kadarının HAGB olduğunu aynı açıklıkta ayrıştırmak mümkün değil.
Dağılımın kendisine baktığımızda, “HAGB ve diğer kararlar” kalemi çoğu yıl tek başına en büyük dilim. Özellikle 2009 hariç 2010-2015 döneminde ve 2019’dan itibaren, bu birleşik kalemin payı hem mahkûmiyetin hem beraatin üzerinde kalıyor. Mahkûmiyet oranı 2009’da belirgin biçimde yüksekken, 2010-2013 döneminde daha düşük bir bantta seyrediyor; 2014 sonrası yıllarda ise genel olarak daha yüksek bir seviyeye yerleşiyor ve bazı yıllarda %40 bandına yaklaşıyor. Beraat oranı ise çoğu yıl daha sınırlı bir payda kalırken, toplamın önemli bir kısmı HAGB ve “diğer” karar türleri tarafından taşınıyor.
Ne kesin, ne ihtiyat payı istiyor?
Bu set, iki düzeyde güvenilir bir fotoğraf veriyor:
Karar hacminde ölçek değişimi: 2016 sonrası dönemde toplam karar sayılarının çok hızlı büyüdüğü net.
Kompozisyonda yoğunlaşma: 2014 sonrası dönemde TCK 299’un, aynı başlık altındaki diğer maddelere kıyasla belirgin şekilde baskınlaştığı açık.
Buna karşılık, HAGB‘nin yıllar içindeki payını “kesintisiz ve bire bir” kıyaslamak daha dikkatli bir okuma gerektiriyor; çünkü 2014 öncesi raporlama, HAGB’yi görünmezleştiren bir kategori mimarisiyle geliyor. Bu nedenle “HAGB ve diğer” serisi, özellikle 2014 öncesi için, bileşen ayrıştırması yapılamayan bir toplulaştırma olarak düşünülmeli.
Onur Metin | HepsiVeri
