Taslak hazır: 15 yaşının altındaki çocuklara sosyal medya yasaklanıyor…
İktidar, dijital oyunlara da el atıyor https://t.co/NOiicmdoTA
— Alican Uludağ (@alicanuludag) January 29, 2026
Taslak metnin “çekirdek hükmü”: 15 yaş altına hizmet yasağı
15-17 yaş bandı: “ayrıştırılmış hizmet” ve ebeveyn denetimi mimarisi
Taslak, 15 yaşını doldurmuş çocuklar için sosyal ağ sağlayıcıların “ayrıştırılmış hizmet” sunmasını ve ebeveyn kontrol araçlarını standart hale getirmesini öngörüyor. Bu çerçevede ebeveynlerin; kullanım süresi, hesap ayarları ve ücretli işlem/abonelik süreçlerinde kontrol yetkisi güçlendiriliyor.
Bu mimaride klasik “asgari yaş sınırı” yaklaşımından daha ileri bir kurgu var. Hedef, 15-17 yaşta ebeveynler tarafından tasarımla gözetim.
Dijital oyunlar: yaş kriteri, derecelendirme, dağıtıcı sorumluluğu
Taslak, dijital oyun tarafında “oyun sağlayıcı” ve “oyun dağıtıcı” aktörlerini tanımlayıp
yaş derecelendirmesini zorunlu kılıyor. Ayrıca usule uygun derecelendirilmeyen içerikler için dağıtımın durdurulması/katalogdan çıkarma gibi doğrudan uyum yükümlülükleri getiriyor.
Ayrıca oyun ekosistemine, sosyal ağlarla benzer şekilde ebeveyn kontrol araçları (harcama kontrolü, hesap ayarları, süre takibi/sınırlandırma) seti ekleniyor.
Yaptırım ve denetim paketi: temsilci, bilgi talebi, para cezası ve bant daraltma
Taslağa göre, Türkiye’den erişimi yüksek yurt dışı kaynaklı hizmetlerde Türkiye’de temsilci bulundurma beklentisi güçlenirken; BTK’nın şirketlerden kurumsal yapı, veri işleme ve sistem işleyişine ilişkin bilgi talep edebilmesi ve şirketlerin bunu kısa sürelerde karşılaması öngörülüyor.
Uyumsuzluk halinde gündeme gelen yaptırım seti; idari para cezaları ve ihlalin sürmesi durumunda bant genişliği daraltma gibi kademeli araçlara dayanıyor.
“Acil içerik çıkarma” boyutu: 1 saatlik uygulama penceresi
Taslakta, “gecikmesinde sakınca bulunan haller” kapsamında verilen içerik çıkarma/erişim engeli kararlarının çok hızlı uygulanması yönünde bir çerçeve de tarif ediliyor; bu başlık, platformların içerik yönetişimi ve otomasyon yatırımlarını doğrudan etkileyen bir uyum alanı.
Arka plan verisi: 6-15 yaşta dijital temas zaten “yüksek penetrasyon” seviyesinde
TÜİK’in İstatistiklerle Çocuk 2024 yayını, 6-15 yaş grubunda dijital temasın ölçeğini netleştiriyor: internet kullanımı %91,3; akıllı telefon kullanımı %76,1; dijital oyun oynama %74,0 (erkek %81,4 – kız %63,2) ve sosyal medya kullanımı %66,1. (Kaynak: Güvenli Oyna)
Risk göstergesi: BTK araştırmasında “oyun bağımlılığı riski” %35
BTK Güvenli İnternet Merkezi ile Muş Alparslan Üniversitesi iş birliğinde yürütülen çalışmaya dayalı haber akışına göre, 20.384 öğrencinin yer aldığı örneklemde; öğrencilerin %35’inde oyun bağımlılığı riski; hafta içi günlerde 3 saate yakın dijital oyun oynama ve öğrencilerin %95,49’unun mobil telefon sahibi olduğu bulguları öne çıkıyor.
Bu bulgular, taslaktaki “derecelendirme + ebeveyn denetimi + raporlama” kombinasyonunun gerekçelendirme zemini olarak da okunuyor.
Uluslararası kamuoyunda bu konuda ne yapılıyor?
Bu konuda birkaç farklı kaynaktan HepsiVeri’nin doğruladığı bilgilere göre, Avustralya, 16 yaş altına sosyal medya erişimini yasaklayan uygulamayı devreye alan ilk ülke olarak anılıyor (Kaynak). Fransa, 15 yaş altına sosyal medya yasağı başlığını yasama gündemine taşıdı (Kaynak). ABD’de COPPA, 13 yaş altı çocuklardan veri toplanması için “doğrulanabilir ebeveyn rızası” çerçevesiyle referans kabul ediliyor (Kaynak). AB tarafında Komisyon, DSA bağlamında çocukların korunmasına yönelik rehberlerinde yaş doğrulama/yaş güvencesi yaklaşımlarına değiniyor (Kaynak).
Türkiye’de kritik belirsizlikler mevcut
Eğer bu taslak yasalaşırsa, Türkiye için bazı kritik belirsizlikler var. Bunların en kritiği, yaş doğrulama nasıl yapılacak? sorusu.Eğer, çocuğun sadece “ben 18 yaşından büyüğüm” gibi bir kutu işaretlemesi bekleniyorsa, bu her çocuğun istismar edebileceği bir uygulama. Ancak, kimlik bilgileri, kimlik onayı gibi bir şey yapacaksa bu da diğer kişiler için bir güvenlik sorunu. Ayrıca kimlikte yazan bilgiler yeterli olacaksa yine suistimale açık. Başka bir konu “ayrıştırılmış hizmet” standardı denilen kavram. Bu kavramın tanımı nasıl yapılacak? Özellik kısıtları, reklam hedefleme, mesajlaşma/keşfet akışları gibi durumlar var. Bunların özelleştirilmesi servis sağlayıcılar için de bir sorun. Başka bir belirsizlik, derecelendirme sisteminin hangi ölçeklere göre olacağı. Uluslararası sınıflandırmalarla uyumlu olması halinde, diğer koşullar sağlanmadan bir standart sağlanması mümkün değil. Bir sorun da denetim-yaptırım zaman çizelgesi ve “geçiş süresi”nin nasıl kurgulanacağı.

