TGS’nin 2025-2026 Basın Özgürlüğü Raporu, Türkiye’de gazeteciliğin yalnızca yargısal baskı altında değil, aynı zamanda ağır ekonomik koşullar içinde sürdürüldüğünü ortaya koyuyor.
Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın 2025-2026 Basın Özgürlüğü Raporu, Türkiye’de gazeteciliğin cezaevi, soruşturma, sansür ve yoksulluk baskısı altında sürdüğünü ortaya koydu. Rapora göre 1 Nisan 2026 itibarıyla 14 gazeteci cezaevinde bulunurken, son bir yılda 224 ayrı ceza davasında 300’ü aşkın gazeteci yargılandı. Rapor, gazetecilerin ekonomik koşullarındaki ağırlaşmanın da basın özgürlüğünün temel başlıklarından biri haline geldiğini gösteriyor.
Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın yayımladığı 2025-2026 Basın Özgürlüğü Raporu, Türkiye’de gazetecilerin son bir yılda cezaevleri, adliyeler, idari yaptırımlar, erişim engelleri ve geçim krizi arasında mesleklerini sürdürmeye çalıştığını gösteriyor. Rapor, 1 Nisan 2025 – 1 Nisan 2026 dönemini kapsıyor; veriler TGS’ye ulaşan başvurular, açık kaynak taramaları, cezaevi ve işyeri ziyaretleri, dava takipleri, düzenleyici işlemlere karşı açılan davalar ve resmi kurumlara yapılan bilgi edinme başvurularından derlendi.
TGS’nin raporu, basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin mesleki hakkı değil, toplumun haber alma hakkı açısından da temel bir demokratik gösterge olduğunu ortaya koyuyor. Çünkü rapora göre gazetecilik faaliyeti, son bir yılda hem ceza soruşturmalarının hem de ekonomik güvencesizliğin baskısı altında kaldı.
Gazeteciler için bir yıl: Cezaevi, gözaltı, dava
TGS verilerine göre 1 Nisan 2026 itibarıyla 14 gazeteci, gazetecilik faaliyeti nedeniyle Türkiye’nin çeşitli cezaevlerinde özgürlüğünden mahrum durumda. Bu gazetecilerin sekizi tutuklu, altısı hükümlü. Cezaevindeki gazetecilerin üçü kadın, 11’i erkek. Aynı dönemde 19 gazeteci cezaevine girdi, 25 gazeteci tahliye edildi. Bu gazeteciler gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hüküölü ve tutuklıyken, bir de sayıları verilmeyen çok sayıda gazeteci çeşitli başka suçlardan hükümlü ya da tutuklu bulunuyor.
Tablo 1 — Basın özgürlüğü ihlallerinde yıllık bilanço
| Gösterge | Sayı / Oran |
|---|---|
| Cezaevindeki gazeteci | 14 |
| Tutuklu gazeteci | 8 |
| Hükümlü gazeteci | 6 |
| Son bir yılda cezaevine giren gazeteci | 19 |
| Son bir yılda tahliye edilen gazeteci | 25 |
| Hakkında soruşturma açılan gazeteci | En az 53 |
| Gözaltı işlemi | 67 |
| Gözaltı sonrası tutuklanan gazeteci | 19 |
| Gözaltı sonrası serbest bırakılan gazeteci | 15 |
| İmza / yurtdışı yasağı gibi adli kontrol | 26 |
Kaynak: TGS 2025-2026 Basın Özgürlüğü Raporu.
(Veriler 1 Nisan 2026 itibariyla ya da Nisan 2025-Nisan 2026 arasındaki verilerin toplamasıdır)
Raporun soruşturma verileri, gazetecilerin yalnızca haber yaptıkları için yargılanmadığını, haber yapma sürecinin kendisinin adli denetim altına alındığını gösteriyor. TGS’ye göre en az 53 gazeteci hakkında soruşturma açıldı; gazetecilere yönelik 67 gözaltı işlemi uygulandı. Gözaltına alınan gazetecilerden 19’u tutuklandı, 15’i serbest bırakıldı. Ayrıca iki gazeteci hakkında ev hapsi, 26 gazeteci hakkında imza ve yurtdışı çıkış yasağı gibi adli kontrol tedbirleri uygulandı.
224 ceza davasında 300’ü aşkın gazeteci yargılandı
Yargılamalar, raporun en ağır başlıklarından biri. TGS’ye göre son bir yılda 224 ayrı ceza davasında 300’ün üzerinde gazeteci yargılandı. 89 davada yargılama sürerken, 73 davada karar açıklandı. Gazeteciler hakkında verilen hapis cezalarının toplamı 53 yıl 4 ay 16 gün oldu. Buna karşılık 39 ayrı ceza davasında 54 gazeteci hakkında beraat kararı verildi.
Tablo 2 — Gazetecilere yönelik ceza yargılamaları
| Gösterge | Sayı |
|---|---|
| Ceza davası sayısı | 224 |
| Yargılanan gazeteci sayısı | 300’ün üzerinde |
| Devam eden dava | 89 |
| Karar açıklanan dava | 73 |
| Verilen toplam hapis cezası | 53 yıl 4 ay 16 gün |
| Beraat kararı verilen dava | 39 |
| Beraat eden gazeteci | 54 |
Kaynak: TGS 2025-2026 Basın Özgürlüğü Raporu.
Bu tablo, basın özgürlüğü ihlalinin yalnızca mahkûmiyet kararlarıyla ölçülemeyeceğini gösteriyor. Çünkü beraatle sonuçlanan dosyalarda bile gazeteciler aylarca ya da yıllarca soruşturma, duruşma, adli kontrol ve mesleki belirsizlik içinde çalışmak zorunda kalıyor.
TCK 217/A: Gazeteciliğin üzerine asılan “dezenformasyon” tehdidi
Raporun merkezinde, kamuoyunda “dezenformasyon suçu” olarak bilinen TCK 217/A yer alıyor. TGS’ye göre bu madde, yürürlüğe girdiği Ekim 2022’den bu yana gazeteciler üzerinde caydırıcı etki yaratan başlıca düzenlemelerden biri haline geldi. Ayrıntılı döküme göre TCK 217/A kapsamında en az 88 gazeteci hakkında toplam 113 soruşturma başlatıldı; 29 gazeteci gözaltına alındı, altı gazeteci tutuklandı.
Tablo 3 — TCK 217/A bilançosu
| Gösterge | Sayı | Dönem / Açıklama |
|---|---|---|
| Hakkında TCK 217/A soruşturması başlatılan gazeteci | En az 88 | Ekim 2022’den itibaren |
| Toplam TCK 217/A soruşturması | 113 | Ayrıntılı döküme göre |
| Gözaltına alınan gazeteci | 29 | TCK 217/A kapsamında |
| Tutuklanan gazeteci | 6 | TCK 217/A kapsamında |
| Ev hapsi verilen gazeteci | 1 | TCK 217/A kapsamında |
| Takipsizlikle sonuçlanan soruşturma | 49 | Suçlamaların önemli bölümü kovuşturmaya dönüşmedi |
| İddianame düzenlenen dosya | 29 | Kovuşturma aşamasına taşınan dosyalar |
| İlk derece beraat kararı | 15 dava | TCK 217/A davalarında |
| Devam eden yargılama | 12 dava | TCK 217/A davalarında |
| Kesinleşmiş ceza hükmü | Yok | Rapora göre TCK 217/A’dan kesinleşmiş ceza bulunmuyor |
Kaynak: TGS 2025-2026 Basın Özgürlüğü Raporu.
Bu veri seti, TCK 217/A’nın mahkûmiyetten çok soruşturma, gözaltı, tutuklama ve adli kontrol tehdidiyle işlediğini gösteriyor. Raporda, bu madde kapsamında yürütülen süreçlerin gazeteciler açısından “fiilî bir cezalandırma mekanizmasına” dönüştüğü belirtiliyor.
Son bir yılda gazetecilere yönelik 67 gözaltı işleminin 20’sinin gerekçesi TCK 217/A suçlaması oldu. Bu 20 gözaltı işleminden yalnızca üçü ifade sonrası serbest bırakmayla sonuçlandı. İki gazeteci tutuklandı, bir gazeteci hakkında ev hapsi, 14 gazeteci hakkında imza ve yurtdışı çıkış yasağı gibi adli kontrol tedbirleri uygulandı.
Tablo 4 — Son bir yılda TCK 217/A gerekçeli gözaltıların sonucu
| Gözaltı sonucu | Sayı |
|---|---|
| İfade sonrası serbest bırakma | 3 |
| Tutuklama | 2 |
| Ev hapsi | 1 |
| İmza ve yurtdışı çıkış yasağı gibi adli kontrol | 14 |
| Toplam | 20 |
Kaynak: TGS 2025-2026 Basın Özgürlüğü Raporu.
Bu dağılım, “dezenformasyon” suçlamasının gazetecilik faaliyeti üzerinde doğrudan caydırıcı etki yarattığını gösteriyor. Gazeteci açısından risk yalnızca ceza almak değil; gözaltına alınmak, başka şehre sevk edilmek, adli kontrolle saha çalışmasından koparılmak ve haber kaynaklarıyla temasının sınırlanması.Sahadaki gazeteci: Fiziksel saldırı, tehdit ve cezasızlıkBasın özgürlüğü ihlalleri yalnızca yargı kararlarıyla sınırlı değil. TGS raporuna göre son bir yılda en az 34 gazeteci fiziksel saldırıya, 22 gazeteci sözlü saldırı ve tehdide maruz kaldı. Ayrıca iki basın kurumuna yönelik fiziki saldırı düzenlendi.Bu başlık, basın özgürlüğünün en somut alanını oluşturuyor: Gazeteci sahada haber takip ederken darp ediliyor, tehdit ediliyor, ekipmanı hedef alınıyor ya da kolluk müdahalesiyle karşılaşıyor. Raporun aktardığı örnekler, özellikle toplumsal olayları ve suç örgütlerine ilişkin dosyaları takip eden gazetecilerin ciddi güvenlik riski altında çalıştığını gösteriyor.
Tablo 5 — Saldırılar ve tehditler
| Müdahale türü | Sayı |
|---|---|
| Fiziksel saldırıya maruz kalan gazeteci | En az 34 |
| Sözlü saldırı ve tehdide maruz kalan gazeteci | En az 22 |
| Fiziki saldırıya uğrayan basın kurumu | 2 |
Kaynak: TGS 2025-2026 Basın Özgürlüğü Raporu.
RTÜK, BİK ve erişim engelleri: Haberin dolaşımına müdahaleRapor, basın kuruluşlarına yönelik idari baskının da sürdüğünü ortaya koyuyor. RTÜK’ün gerekçesi yayımlanan 21 kararı üzerinden yapılan incelemeye göre, yayın kuruluşlarına toplam 15 milyon 154 bin 715 TL idari para cezası verildi. TELE 1’e yedi kez, Halk TV’ye yedi kez, SZC TV’ye dört kez idari para cezası uygulandı. Halk TV’ye ayrıca 10 gün yayın durdurma, SZC TV’ye ise beş kez program yayını durdurma cezası verildi.İnternet medyasına yönelik müdahaleler de tablonun önemli bir parçası. Rapora göre en az yedi siteye erişim engeli, 41 ayrı konuda haber içeriğine URL bazında erişim engeli, sekiz ayrı konuda içerikten çıkarma, 21 kez gazetecilerin X hesaplarına erişim engeli kararı verildi.
Tablo 6 — Basın kuruluşlarına ve dijital medyaya müdahaleler
| Müdahale türü | Sayı / Tutar | Açıklama |
|---|---|---|
| RTÜK idari para cezası kararı | 21 | Gerekçesi yayımlanan kararlar üzerinden |
| RTÜK idari para cezası toplamı | 15.154.715 TL | Yayın kuruluşlarına verilen toplam para cezası |
| TELE 1’e verilen idari para cezası | 7 kez | En çok ceza verilen kurumlardan biri |
| Halk TV’ye verilen idari para cezası | 7 kez | Para cezasına ek olarak yayın durdurma cezası |
| SZC TV’ye verilen idari para cezası | 4 kez | Program durdurma cezaları da var |
| Halk TV yayın durdurma | 10 gün | RTÜK yaptırımı |
| SZC TV program durdurma | 5 kez | RTÜK yaptırımı |
| Erişim engeli verilen site | En az 7 | İnternet medyasına müdahale |
| URL bazında erişim engellenen haber konusu | 41 | Haber içeriklerine müdahale |
| İçerikten çıkarma kararı verilen konu | 8 | Dijital arşiv ve haber dolaşımı etkileniyor |
| Gazetecilerin X hesaplarına erişim engeli | 21 kez | Sosyal medya hesapları da hedefte |
Kaynak: TGS 2025-2026 Basın Özgürlüğü Raporu.
Bu tablo, haberin yalnızca üretim aşamasında değil, yayımlandıktan sonra da hedef alındığını gösteriyor. Bir haberin televizyonda yayınlanması, internet sitesinde kalması, sosyal medyada paylaşılması ve arşivde erişilebilir olması ayrı ayrı müdahale alanlarına dönüşmüş durumda.Gazetecilerin ekonomik tablosu: Basın özgürlüğünün görünmeyen boyutuTGS raporunun en dikkat çekici bölümlerinden biri, gazetecilerin ekonomik ve sosyal koşullarına ilişkin anket. “Yoksulluk Araştırması: Ekonomik ve Sosyal Düzey” başlıklı çalışma, TGS’nin Mart 2026 üye listesine dayanıyor. Anket, gazetecilik faaliyeti yürüten ve toplu iş sözleşmeli/yetkili işyerlerinde çalışan 53 kişi ile toplu iş sözleşmesi kapsamında olmayan/yetkisiz işyerlerinde çalışan 136 kişinin yanıtlarından oluşuyor.Anketin yapıldığı dönemde net asgari ücret 28 bin 75,50 TL idi. BİSAM’ın Mart 2026 hesabına göre dört kişilik bir aile için açlık sınırı 32 bin 553 TL, yoksulluk sınırı 106 bin 942 TL; Türk-İş’in aynı dönem hesabına göre açlık sınırı 32 bin 793 TL, yoksulluk sınırı 106 bin 817 TL olarak hesaplandı. TGS anketinde, toplu iş sözleşmeli işyerlerinde çalışanların %18,9’u, toplu iş sözleşmesi olmayan işyerlerinde çalışanların ise %26,5’i açlık sınırı civarında aylık net kazanca sahip olduğunu bildirdi.
Tablo 7 — Gelir, açlık sınırı ve yoksulluk sınırı
| Ekonomik eşik / gösterge | Tutar / oran | Açıklama |
|---|---|---|
| Net asgari ücret | 28.075,50 TL | Anket dönemi |
| BİSAM açlık sınırı | 32.553 TL | Mart 2026 |
| BİSAM yoksulluk sınırı | 106.942 TL | Mart 2026 |
| Türk-İş açlık sınırı | 32.793 TL | Mart 2026 |
| Türk-İş yoksulluk sınırı | 106.817 TL | Mart 2026 |
| TİS’li işyerlerinde açlık sınırı civarında kazananlar | %18,9 | TGS anketi |
| TİS’siz işyerlerinde açlık sınırı civarında kazananlar | %26,5 | TGS anketi |
| TİS’li işyerlerinde yoksulluk sınırının üstünde kazananlar | %32,1 | TGS anketi |
| TİS’siz işyerlerinde yoksulluk sınırının üstünde kazananlar | %0,7 | TGS anketi |
Kaynak: TGS 2025-2026 Basın Özgürlüğü Raporu.
Yoksulluk sınırı açısından fark çok daha çarpıcı. Toplu iş sözleşmeli işyerlerinden ankete katılanların %32,1’i açık biçimde yoksulluk sınırının üzerinde aylık net kazanca sahip olduğunu belirtirken, toplu iş sözleşmesi olmayan işyerlerinde bu oran yalnızca %0,7 oldu. Bu veri, sendikal örgütlenme ve toplu iş sözleşmesinin gazetecilerin gelir düzeyi üzerindeki koruyucu etkisini açık biçimde ortaya koyuyor.Maaş yetmiyor: Ek iş, aile desteği ve borç sarmalıAnkete göre gazetecilerin büyük bölümü için ücret temel gelir kaynağı. Toplu iş sözleşmeli işyerlerinde çalışanların %75,5’i, toplu iş sözleşmesi olmayan işyerlerinde çalışanların %64,7’si ücret dışında ek geliri olmadığını söyledi. Ancak ücretin geçinmeye yetmediği, ek iş sorusunda daha net görünüyor: TİS’li işyerlerinde çalışanların %13,2’si, TİS’siz işyerlerinde çalışanların %29,4’ü ek iş yaptığını belirtti. Buna karşın “Fırsatınız olsa geçinmek için ek iş yapar mısınız?” sorusuna TİS’li işyerlerinde çalışanların %73,6’sı, TİS’siz işyerlerinde çalışanların %84,6’sı “evet” yanıtını verdi.
Tablo 8 — Gazetecilerin ekonomik koşulları: TİS olan ve olmayan işyerleri
| Gösterge | TİS’li / yetkili işyerleri | TİS’siz / yetkisiz işyerleri | Ne gösteriyor? |
|---|---|---|---|
| Ankete katılan kişi sayısı | 53 | 136 | Karşılaştırmanın örneklemi |
| Açlık sınırı civarında kazananlar | %18,9 | %26,5 | TİS’siz işyerlerinde kırılganlık daha yüksek |
| Yoksulluk sınırının üzerinde kazananlar | %32,1 | %0,7 | TİS gelir düzeyinde belirgin fark yaratıyor |
| Ek geliri olmayanlar | %75,5 | %64,7 | Gazetecilerin ana gelir kaynağı ücret |
| Ek iş yapanlar | %13,2 | %29,4 | TİS’siz işyerlerinde ek iş ihtiyacı daha yüksek |
| Fırsat olsa ek iş yaparım diyenler | %73,6 | %84,6 | Ücretin geçinmeye yetmediğini gösteriyor |
| Gelirim enflasyon nedeniyle eridi diyenler | %98,1 | %97,8 | Gelir erimesi neredeyse ortak deneyim |
| Kendisini yoksul hissettiğini söyleyenler | %41,5 | %51,5 | TİS’siz işyerlerinde yoksulluk hissi daha yaygın |
| İşsiz kalma endişesi taşıyanlar | %62,3 | %65,4 | Güvencesizlik her iki grupta da yüksek |
| Daha iyi ücret için gazeteciliği bırakırım diyenler | %45,3 | %60,3 | Ekonomik koşullar mesleğe bağlılığı zayıflatıyor |
| Sektörün geleceği için kötümserim diyenler | %81,1 | %82,4 | Kötümserlik sektör genelinde çok yüksek |
Kaynak: TGS 2025-2026 Basın Özgürlüğü Raporu.
Enflasyonun etkisi ise neredeyse ortak bir deneyime dönüşmüş durumda. TİS’li işyerlerinde çalışanların %98,1’i, TİS’siz işyerlerinde çalışanların %97,8’i ülkedeki enflasyon nedeniyle bir önceki yıla göre gelirinin eridiğini söyledi. Bu oran, ücret pazarlıklarının ve yıllık zamların yüksek enflasyon karşısında gazetecilerin alım gücünü korumakta yetersiz kaldığını gösteriyor.En büyük gider kira, en kırılgan alan borçGazetecilerin gelirini en fazla zorlayan kalem barınma. Ankette TİS’li işyerlerinde çalışanların harcama sıralamasında ilk sıraya en çok yazdığı kalem %39,6 ile barınma/kira oldu. TİS’siz işyerlerinde ise bu oran %46,3. Ayrıca TİS’li işyerlerinde çalışanların %58,5’i, TİS’siz işyerlerinde çalışanların %52,9’u kirada yaşadığını söyledi.
Tablo 9 — Barınma ve borç baskısı
| Gösterge | TİS’li / yetkili işyerleri | TİS’siz / yetkisiz işyerleri | Yorum |
|---|---|---|---|
| Kirada yaşayanlar | %58,5 | %52,9 | Her iki grupta da çoğunluk kiracı |
| Harcama sıralamasında barınma/kirayı ilk sıraya koyanlar | %39,6 | %46,3 | TİS’siz işyerlerinde kira baskısı daha görünür |
| Kredi kartı borcunun tamamını ödeyenler | %37,7 | %25,0 | TİS’siz işyerlerinde borç baskısı daha yüksek |
| Kredi kartında yalnızca asgari tutarı ödeyenler | %34,0 | %33,8 | Her iki grupta da borç döndürme eğilimi yüksek |
| Asgari tutarın altında ödeme yapanlar | %5,7 | %8,8 | Borç çevirmede kırılgan grup |
Kaynak: TGS 2025-2026 Basın Özgürlüğü Raporu.
Kredi kartı borçları da geçim krizinin önemli göstergelerinden biri. TİS’li işyerlerinde çalışanların %37,7’si kredi kartı borcunun tamamını ödediğini belirtirken, bu oran TİS’siz işyerlerinde %25 oldu. TİS’siz işyerlerinde çalışanların %33,8’i her ay yalnızca asgari tutarı ödediğini söyledi. Bu veri, gazetecilerin yalnızca düşük ücretle değil, borçla da ayakta kalmaya çalıştığını gösteriyor.Ekonomik baskı mesleği terk ettiriyorTGS anketinin en kritik sonuçlarından biri, gazetecilerin mesleğe bağlılığındaki aşınma. “Fırsatınız olsa daha iyi bir ücret karşılığında gazeteciliği bırakır mısınız?” sorusuna TİS’li işyerlerinde çalışanların %45,3’ü, TİS’siz işyerlerinde çalışanların %60,3’ü “evet” yanıtını verdi. Medya sektörünün geleceği konusunda “kötümserim” diyenlerin oranı ise TİS’li işyerlerinde %81,1, TİS’siz işyerlerinde %82,4 oldu.Bu sonuç, gazetecilikte ekonomik koşulların doğrudan basın özgürlüğü meselesi olduğunu ortaya koyuyor. Çünkü düşük ücret, işsiz kalma korkusu, kira baskısı ve borç yükü; gazetecinin yalnızca yaşam standardını değil, mesleği sürdürebilme kapasitesini de etkiliyor.
Tablo 10 — Mesleğin geleceğine ilişkin göstergeler
| Gösterge | TİS’li / yetkili işyerlerinde kötümserim diyen | TİS’siz / yetkisiz işyerlerinde kötümserim diyen |
|---|---|---|
| İşsiz kalma endişesi taşıyanlar | %62,3 | %65,4 |
| Daha iyi ücret için gazeteciliği bırakırım diyenler | %45,3 | %60,3 |
| Medya sektörünün geleceği için kötümserim diyenler | %81,1 | %82,4 |
| Gelirinin enflasyon nedeniyle eridiğini düşünenler | %98,1 | %97,8 |
| Kendisini yoksul hissettiğini söyleyenler | %41,5 | %51,5 |
Kaynak: TGS 2025-2026 Basın Özgürlüğü Raporu.
Toplu iş sözleşmesi yalnızca ücret değil, basın özgürlüğü meselesiTGS verileri, toplu iş sözleşmesinin gazetecilerin ekonomik koşullarında belirgin fark yarattığını gösteriyor. TİS’li işyerlerinde yoksulluk sınırının üzerinde gelir bildirenlerin oranı %32,1 iken, TİS’siz işyerlerinde bu oran yalnızca %0,7. Ayrıca TİS’siz işyerlerinde çalışanların %85,3’ü mevcut işyerinde toplu iş sözleşmesi olmasını istediğini belirtti; %83,1’i bir işyerinde toplu iş sözleşmesi olmasının ekonomik ve sosyal hakları iyileştireceğini düşündüğünü söyledi.
Tablo 11 — TİS talebi ve sendikal koruma
| Gösterge | TİS’siz / yetkisiz işyerleri |
|---|---|
| Bir işyerinde TİS olmasının ekonomik ve sosyal hakları iyileştireceğini düşünenler | %83,1 |
| Mevcut işyerinde TİS olmasını isteyenler | %85,3 |
| TİS olsa ücret ve yan haklarında iyileşme sağlanacağını düşünenler | %69,1 |
Kaynak: TGS 2025-2026 Basın Özgürlüğü Raporu.
Bu nedenle gazetecilerin ekonomik koşulları, basın özgürlüğü tartışmasının dışında ele alınamaz. Gazetecinin geçinebilir ücret alması, iş güvencesine sahip olması, örgütlenebilmesi ve editoryal baskıya karşı korunabilmesi; toplumun doğru, bağımsız ve çoğulcu habere erişimi açısından temel önemde.Sonuç: Basın özgürlüğü yalnızca cezaevi meselesi değilTGS’nin 2025-2026 raporu, Türkiye’de gazetecilerin üçlü bir baskı hattında çalıştığını gösteriyor: yargısal baskı, kurumsal/idari müdahale ve ekonomik güvencesizlik.
Bir yanda cezaevindeki gazeteciler, TCK 217/A soruşturmaları, yüzlerce dava, RTÜK cezaları, erişim engelleri ve fiziksel saldırılar var. Diğer yanda açlık sınırı civarında ücretler, yoksulluk sınırının altında yaşam, kira baskısı, kredi kartı borçları ve mesleği bırakma eğilimi.Bu tablo, basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin değil, toplumun tamamının meselesi olduğunu gösteriyor. Çünkü gazetecinin haber yapamadığı, haber yaptığı için yargılandığı, sahada saldırıya uğradığı ya da geçinemediği bir ülkede, yurttaşın haber alma hakkı da fiilen daralıyor.Türkiye’de gazetecilik hâlâ sürüyor. Ancak TGS’nin verileri, bu ısrarın giderek daha ağır bir bedelle sürdürüldüğünü gösteriyor: cezaevi tehdidi, adliye yükü, sansür baskısı, işsizlik korkusu ve yoksulluk.
Haber: Onur Metin | HepsiVeri

