Dünyada insanlar birbirine ne kadar güveniyor? Araştırmada Türkiye en dipte, güven en az Türkiye’de

Tarih:

Paylaş:

Pew Research Center’ın 1 Aralık 2025 tarihli küresel çalışması, 25 ülkede insanların birbirine duyduğu güven düzeyini ölçerek güncel bir sosyal sermaye haritası çıkarıyor. Araştırmada katılımcılara şu klasik soru yöneltiliyor: “Genel olarak konuşursak, çoğu insana güvenilebilir mi, yoksa insanlarla ilişki kurarken çok dikkatli olmak mı gerekir?” İsveç’te yetişkinlerin yüzde 83’ü “çoğu insana güvenilebilir” derken, Türkiye’de bu oran yalnızca yüzde 14’te kalıyor. Türkiye’de yetişkinlerin ezici çoğunluğu, yani yaklaşık yüzde 84’ü, başkalarına güvenmekten çok temkinli davranmak gerektiğini söylüyor. Bu tablo, Türkiye’yi Meksika, Kenya ve Brezilya ile birlikte, orta gelirli ülkeler grubunun en düşük güven düzeyine sahip ülkeleri arasına yerleştiriyor.

Gelir düzeyi ile güven arasındaki ilişki

Araştırma, yüksek gelirli ülkeler ile orta gelirli ülkeler arasındaki güven farkını da net biçimde ortaya koyuyor. Pew, yüksek gelirli 16 ülkede “çoğu insana güvenilebilir” diyenlerin ortanca oranını yüzde 59 olarak hesaplıyor. Aynı soru 9 orta gelirli ülkede sorulduğunda ise ortanca değer yüzde 27’ye düşüyor. Bu da kişi başına düşen milli gelir arttıkça, toplumsal güvenin de genel olarak yükseldiğini; Türkiye gibi orta gelirli ekonomilerde ise güven seviyesinin belirgin biçimde daha aşağıda konumlandığını gösteriyor. Türkiye, bu orta gelirli grup içinde, güvenin en düşük olduğu birkaç ülkeden biri olarak sınıflandırılıyor.

Ülke grubu Ülke “Çoğu insana güvenilemez” (%) “Çoğu insana güvenilebilir” (%)
Yüksek gelirli İsveç 17 83
Yüksek gelirli Hollanda 20 79
Yüksek gelirli Kanada 26 73
Yüksek gelirli Almanya 27 72
Yüksek gelirli Avustralya 31 69
Yüksek gelirli Japonya 32 65
Yüksek gelirli Birleşik Krallık (UK) 34 64
Yüksek gelirli Güney Kore 37 62
Yüksek gelirli İspanya 41 57
Yüksek gelirli ABD 44 55
Yüksek gelirli Polonya 48 50
Yüksek gelirli İsrail 43 49
Yüksek gelirli Macaristan 54 46
Yüksek gelirli Yunanistan 53 45
Yüksek gelirli Fransa 54 44
Yüksek gelirli İtalya 56 43
Yüksek gelirli 16 ülke ortancası YG (ortanca) 39 59
Orta gelirli Endonezya 47 53
Orta gelirli Hindistan 60 38
Orta gelirli Nijerya 68 31
Orta gelirli Arjantin 71 28
Orta gelirli Güney Afrika 72 27
Orta gelirli Brezilya 77 22
Orta gelirli Kenya 80 20
Orta gelirli Meksika 82 18
Orta gelirli Türkiye 84 14
Orta gelirli 9 ülke ortancası OG (ortanca) 72 27

Küresel dağılıma bakıldığında Kuzey Avrupa ve diğer bazı yüksek gelirli ülkelerde güvenin daha yaygın olduğu, buna karşılık Latin Amerika, Afrika’nın belirli bölgeleri ve Türkiye gibi orta gelirli ekonomilerde güvensizlik söyleminin baskın hale geldiği görülüyor. İsveç ve Hollanda gibi ülkelerde toplumun büyük çoğunluğu “insanların çoğuna güvenilebilir” derken, Türkiye, Meksika, Kenya ve Brezilya’da çoğunluk “insanlarla ilişki kurarken çok dikkatli olmak gerekir” cevabında konsolide oluyor.

ABD ise bu resimde ara bir yerde duruyor. Kişi başına gelirin çok yüksek olmasına rağmen, Amerikalıların yaklaşık yüzde 55’i “çoğu insana güvenilebilir” derken, geriye kalan büyük bir kesim temkinli olmayı tercih ediyor.

Demografik kırılımlar: Eğitim, gelir ve yaş

Pew verileri, ülkeler arasındaki farklılıkların yanında, aynı ülke içinde sosyal gruplar arasında da sistematik farklar olduğunu gösteriyor. Çoğu ülkede eğitim seviyesi yükseldikçe “çoğu insana güvenilebilir” diyenlerin oranı da artıyor. Özellikle yüksek gelirli ülkelerde üniversite mezunlarının güven düzeyi, daha düşük eğitim grubundakilere kıyasla belirgin biçimde yüksek seyrediyor. Gelir kırılımında benzer bir desen var. Pew, çoğunluğu yüksek gelirli 12 ülkede üst gelir grubunda yer alanların alt gelir grubuna göre daha yüksek güven beyan ettiğini raporluyor.

Yaş grupları incelendiğinde, 11 ülkede 50 yaş ve üzerindeki yetişkinlerin 34 yaş altına göre daha yüksek güven düzeyi bildirdiği görülüyor. Örneğin Avustralya’da 50 yaş ve üzerindekilerin yüzde 80’i “çoğu insana güvenilebilir” derken, 34 yaş altı grupta bu oran yüzde 55’e düşüyor. Buna karşılık cinsiyet, etnik köken ve din gibi değişkenlerde tablo daha heterojen. Bazı ülkelerde erkekler kadınlara göre daha yüksek güven bildirirken, bazı yerlerde etnik veya dini azınlıklar çoğunluğa göre daha düşük güven seviyelerine sahip görünüyor. Bu farkların önemli bir bölümü, eğitim, gelir ve siyasi yönelim gibi diğer yapısal değişkenlerle iç içe geçmiş durumda.

Ankete göre, Türkiye’de “Çoğu Müslümana güvenilir” diyenlerin yüzdesi, yüzde 14. Türkiye listede en alt sırada. İsveç’te “çoğu Hristiyana güvenilir” diyen yüzde 83 ve “çoğu ateiste güvenilir” diyen yüzde 86 oranında.

Tablo, yukarıdaki grafiğin tablosu. “Dine göre sosyal güven düzeyi”ni gösteriyor.

“Genel olarak konuşursak, çoğu insana güvenilebilir mi?”sorusu sorulmuş. Gösterilen değer, “Çoğu insana güvenilebilir” diyenlerin yüzdesi (%) olarak kodlanmış.

Ülke Dini kimlik “Çoğu insana güvenilebilir” (%)
İsveç Hristiyan 83
İsveç Dinsiz / herhangi bir dine bağlı değil 86
Hollanda Hristiyan 77
Hollanda Dinsiz 82
Kanada Hristiyan 73
Kanada Dinsiz 79
Almanya Dinsiz 71
Almanya Hristiyan 75
Avustralya Hristiyan 70
Avustralya Dinsiz 70
Japonya Dinsiz 63
Japonya Budist 70
Birleşik Krallık (UK) Hristiyan 63
Birleşik Krallık (UK) Dinsiz 69
Güney Kore Hristiyan 58
Güney Kore Dinsiz 59
Güney Kore Budist 66
İspanya Hristiyan 56
İspanya Dinsiz 60
ABD Dinsiz 55
ABD Hristiyan 56
ABD Musevi 70
Endonezya Müslüman 53
Endonezya Dinsiz 50
Polonya Hristiyan 45
Polonya Dinsiz 50
İsrail Müslüman 31
İsrail Musevi 53
Macaristan Hristiyan 44
Macaristan Dinsiz 53
Yunanistan Hristiyan 43
Yunanistan Dinsiz 50
Fransa Müslüman 38
Fransa Hristiyan 44
Fransa Dinsiz 45
İtalya Müslüman 38
İtalya Hristiyan 44
İtalya Dinsiz 45
Hindistan Müslüman 28
Hindistan Hindu 33
Hindistan Dinsiz 41
Nijerya Müslüman 28
Nijerya Hristiyan 33
Arjantin Hristiyan 26
Arjantin Dinsiz 34
Güney Afrika Hristiyan 25
Güney Afrika Diğer dinler 28
Brezilya Hristiyan 20
Brezilya Dinsiz 26
Kenya Hristiyan 20
Kenya Müslüman 22
Meksika Hristiyan 15
Meksika Dinsiz 19
Türkiye Müslüman 14

Türkiye’nin kronik düşük güven tablosu

Türkiye açısından bakıldığında, Pew’in 2025 verisi yeni bir duruma değil, uzun süredir gözlenen kronik bir eğilime işaret ediyor. Dünya Değerler Araştırması (World Values Survey) verilerini kullanan ve TEPAV tarafından yayımlanan analizlerde, 2005-2014 döneminde 29 ülke içinde Türkiye, sosyal güven düzeyi en düşük üçüncü ülke olarak yer alıyor. Aynı çalışmada Türkiye’de “Genel olarak insanların çoğuna güvenilebilir” diyenlerin oranı sadece yüzde 8 olarak raporlandı. İsveç’te bu oranın yüzde 63 olduğu belirtiliyor. Yani Türkiye, yaklaşık yirmi yıllık perspektifte de düşük güven bandından hiç çıkmamış görünüyor.

Yani Türkiye, yaklaşık yirmi yıllık perspektifte de düşük güven bandından hiç çıkmamış görünüyor.

Küresel kıyaslama yapan Ipsos’un 2022 tarihli “interpersonal trust” araştırmasında da Türkiye, Brezilya ve Malezya ile birlikte, “çoğu insana güvenilebilir” diyenlerin oranının yüzde 15’in altında kaldığı ülkeler arasında sayılıyor. Pew’in 2025 çalışması ile Ipsos’un bu bulguları birlikte okunduğunda, Türkiye’nin istikrarlı biçimde dünyanın “en düşük güven” liginde konumlandığı ortaya çıkıyor.

Akademik literatürde Türkiye ile ilgili son dönemde yapılan çalışmalar, bu düşük genelleştirilmiş güven seviyesinin, güçlü bir “iç grup güveni” ile birlikte var olduğunu gösteriyor. Dünya Değerler Araştırması verisini kullanan 2023 tarihli bir çalışma, Türkiye’de insanların aile ve çok yakın çevrelerine yüksek düzeyde güvendiğini, ancak tanımadıkları ya da kendilerini ait hissetmedikleri gruplara yönelik güvenin çok düşüktü düzeyde kaldığını ortaya koyuyor. Buna göre Türkiye’de güven, dar bir halka içinde yoğunlaşıyor, geniş toplumsal ölçeğe yayılmıyor ve bu durum ülkenin sosyal sermayesinin niteliğini sınırlıyor.

Ekonomi, yönetişim ve sosyal sermaye açığı

Bu tablo ekonomi ve yönetişim açısından önemli sonuçlar üretiyor. Yüksek güven düzeyine sahip toplumlarda iş yapma maliyetleri, sözleşme süreçleri, denetim yükü ve uyuşmazlıkların çözüm maliyetleri görece daha düşük seyrediyor. Taraflar, hukuki ve bürokratik güvenlik ağlarına ihtiyaç duysalar bile, arka plandaki “güven varsayımı” işlemlerin hızını artırıyor ve kaynak israfını azaltıyor. Düşük güvenli bağlamlarda ise tam tersi bir dinamik devreye giriyor; aynı işlemi yürütmek için daha fazla kontrol, daha fazla prosedür, daha fazla zaman ve daha fazla kurumsal kapasite gerekiyor.

Kurumsal perspektiften baktığımızda, toplumsal güven düzeyinin kamu politikası tasarımında ihmal edilemeyecek kadar kritik bir değişken olduğu görülüyor. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve katılımcılık ilkeleri tutarlı biçimde işletildiğinde, hem kurumlara güven hem de insanlar arası güven güçlenebiliyor. Tersi durumda ise, kurumlara duyulan güvensizlik ve insanlar arasındaki güvensizlik birbirini besleyerek bir “güvensizlik döngüsü” oluşturabiliyor. Türkiye’de yakın çevreye duyulan yüksek güven ile genel topluma ve kurumlara duyulan düşük güvenin eşzamanlı varlığı, bu açıdan kırılgan bir yapı ortaya koyuyor.

Birlikte yaşama kapasitesi ve güven açığı

Pew Research Center’ın 2025 tarihli küresel güven araştırması, Türkiye’nin hâlâ dünya ortalamasının çok altında bir toplumsal güven düzeyine sahip olduğunu, üstelik bunun yeni değil, yaklaşık otuz yıla yayılan bir eğilim olduğunu gösteriyor.

Ipsos ve Dünya Değerler Araştırması gibi farklı kaynaklardan gelen veri setleri yan yana konduğunda, tablo daha da netleşiyor: Türkiye, genelleştirilmiş güven bakımından uzun süredir dünyanın en düşük liginde yer alıyor ve bu durum ekonomik performanstan demokrasi kalitesine, kent yaşamından kriz yönetimine kadar birçok alanda görünmeyen bir maliyet yaratıyor.

Bu nedenle güveni sadece kültürel bir “mizaç” meselesi olarak değil, politika tasarımında dikkate alınması gereken stratejik bir altyapı unsuru olarak düşünmek gerekiyor. Verinin işaret ettiği nokta basit ama kritik: Birbirimize ne kadar az güveniyorsak, birlikte çözmemiz gereken sorunları yönetmek de o kadar pahalı, kırılgan ve sürdürülemez hale geliyor.

Onur Metin, HepsiVeri için haberleştirdi.

Kaynak:

Where most people trust others and where they don’t around the world

Onur Metin
Onur Metinhttps://hepsiveri.com
Onur Metin, ODTÜ Jeoloji Mühendisliği’nin ardından Anadolu Üniversitesi’nde gazetecilik yüksek lisansı yaptı. Gazetecilik kariyeri boyunca resmi istatistikler, uluslararası veri tabanları ve açık veri kaynaklarını kullanarak haberlerini sayısal verilerle güçlendirmeyi, okuyucuya daha derin ve denetlenebilir bir perspektif sunmayı öncelik edindi. Farklı haber sitelerinde geçici süreler çalıştıktan sonra önce kişisel sitesini (onurmetin.com.tr), ardından veri odaklı haber ve analiz ürettiği HepsiVeri’yi kurdu. Demokrasi, emek, eğitim, kent politikaları ve dijital haklar gibi alanlarda ürettiği içeriklerde, verilerden hikâye çıkarmayı; karmaşık veri setlerini grafikler, tablolar ve görselleştirmelerle herkesin anlayabileceği, şeffaf ve kaynakları açık gazetecilik ürünlerine dönüştürmeyi kendine temel görev olarak görüyor. Görülmeyenleri göstermek, olan biteni sayılarla görünür kılmak ve bu verilerin herkes tarafından okunabilir, sorgulanabilir ve yeniden kullanılabilir olmasını sağlamak için çalışmalarını birden fazla platformda sürdürüyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Türkiye’de yabancılar için ikamet izni harç tutarları 2026: Yıllara göre değişim ve son zam tartışmaları

Türkiye, coğrafi konumu, ekonomik fırsatları, turistik cazibesi ve görece...

Gazeteciliğin Bedeli, Cezaevi, soruşturma ve yoksulluk: TGS Basın Özgürlüğü raporu yayında

TGS’nin 2025-2026 Basın Özgürlüğü Raporu, Türkiye’de gazeteciliğin yalnızca yargısal...

Almanya geri dönüşümde Avrupa liderliğini koruyor, Türkiye’nin hedefi sıfır atık ama…

Almanya, Avrupa’da atık yönetiminde uzun yıllardır referans noktasını korurken,...

Kıyamet saati tarihinde bir ilk: İnsanlık 12’ye 85 saniye kala

Chicago merkezli Atom Bilimcileri Bülteni Bulletin of the Atomic...

Vize randevuları nasıl karaborsaya düştü? Vize karaborsası ne gösteriyor?

İbrahim Haskoloğlu'nun bu hafta gündeme taşıdığı konu, bir teknik...

Silah pazarı büyürken barış küçülüyor: ABD zirvede, müşteriler savaş hatlarında toplanıyor

Silah ihracatının yeni haritasında paylar değişiyor, bağımlılık derinleşiyor, savaş...

Netflix önerileri artık sadece zevk meselesi değil: Tartışma kullanıcı hakkına kayıyor

Netflix’in “sana özel” önerileri uzun süredir kişiselleştirme başarısının örneği...

İlgili yazılar

CHP’ye kayyum kararına toplumdan tepki: Çoğunluk mutlak butlana karşı, bilgi sınırlı, çözüm talebi güçlü

CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na yönelik "mutlak butlan" kararı, kamuoyunda beklenmedik biçimde sert bir tepkiyle karşılandı. Ancak bu tepkinin...

Örgütsüzlüğün bedeli: Türkiye’de sendika kapısını aşamayanlar

Türkiye'de örgütlenmenin görünmez sınırları Türkiye'de sendikalaşma oranı son on iki yılda yükseliyor. Ama bu tablo, milyonlarca işçiyi kapsayan bir...

Kanserin coğrafyası: Doğu Avrupalı erkek, Batı Afrikalı kadın neden bu kadar farklı?

2024 yılında Freddie Bray ve arkadaşları 185 ülkedeki 36 kanser türünü inceleyen "Global Cancer Statistics 2022" başlıklı araştırmayı...

Two Sexes, Eighteen Regions, One Data Story: The State of Global Cancer

In 2024, Freddie Bray and colleagues published "Global Cancer Statistics 2022," examining 36 cancer types across 185 countries....