Çocuğumu paylaşmaya neden ihtiyaç duyuyorum? Türkiye’de Sharenting kültürü ve ebeveynler neden paylaşıyor?

Tarih:

Türkiye’de sharenting kültürünün verileri: 0–2 yaşta başlayan dijital izler, ebeveyn paylaşımlarının riskleri ve çocukların dijital hakları.

Paylaş:

Çocuklarımızla ilgili fotoğraf ve videoları sosyal medyada paylaşırken çoğu zaman basit bir “anı kaydı” yaptığımızı düşünüyoruz. Oysa Türkiye’den gelen veriler, bu paylaşımların çocukların dijital kimliğinin temelini oluşturduğunu ve çoğu zaman çocuk konuşmaya bile başlamadan onun adına kalıcı bir çevrimiçi iz bırakıldığını gösteriyor. Bu analiz, hepsiveri.com bünyesinde yürütülen çocuk ve dijital haklar odaklı veri haberciliği dosyasının bir parçası olarak, “Çocuğumu paylaşmaya neden gerek ya da ihtiyaç duyuyorum?” sorusunu sayısal göstergelerle birlikte ele alıyor.

Türkiye’de sharenting kültürünün verileri

İlk dijital izler 0-2 yaşta, risk algısı ile pratikler arasında makas var

Çocukların dijital kimliği çoğu zaman kendi kontrolleriyle değil, ebeveynlerin parmak hareketiyle oluşuyor. Türkiye’den iki yeni akademik çalışma ve TÜİK’in “Türkiye’deki Çocuklar 2024” seti birlikte okunduğunda, resim şöyle: okul öncesi dönemde çocuğu olan annelerin yaklaşık %84’ü, çocukları 6 yaşına gelmeden önce çocuklarının fotoğraflarını en az bir kez sosyal medyada paylaşım yapmış durumda; çocuk hekimliği polikliniğine başvuran ebeveynlerin yaklaşık %70’i Instagram/Facebook’ta çocuklarının fotoğraf ve videolarını paylaşıyor. Buna karşılık, bu ebeveynlerin neredeyse yarısı aynı davranışı “riskli” bulduğunu ifade ediyor (Aslan & Durmuş, 2020; Say ve ark., 2025).

Sharenting: Parenting + Sharing

Sharenting: Ebeveynlik + Paylaşım

Sharenting kelimesi, “paylaşan ebeveynlik” olarak çevrilebilir. “Ebebeynlerin, çocuklarıyla ilgili fotoğraf, video, anı, kişisel bilgi gibi içerikleri, sosyal medyada ya da dijital platformlarda çoğu zaman sık ve kontrolsüz olarak paylaşması.”

Bu tablo, kamu kurumlarının ve uzmanların son dönemde yaptığı “Çocuğunuzun dijital kimliğini sizden başka kimse koruyamaz, paylaşmadan önce düşünün” çağrılarını somut bir veri zeminiyle destekliyor.

TÜİK’in Çocuklarda Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması 2024 verilerine göre 6-15 yaş grubundaki çocukların %91,3’ü internet, %66,1’i sosyal medya kullanırken, çocukların dijital ayak izinin önemli bir kısmı daha kendileri okuma yazma öğrenmeden sosyal medyada oluşmaya başlıyor.

Bu Hepsiveri haberinde, akademik literatüre dayalı veriler kullanılmıştır.

Çocukların %84,3’ü 6 yaşından önce sosyal medyada

İlk dijital izler

Okul öncesi dönemde çocuğu olan 401 anneyle yapılan “Okul Öncesi Dönemde Güncel Bir Ebeveyn Davranışı: Sharenting” araştırması, annelerin çocuklarıyla ilgili paylaşım zamanlamasını net şekilde ortaya koyuyor. Annelerin %44,9’u çocuğu henüz 0-2 yaş arasındayken ilk paylaşımı yaptığını, %25,2’si 3-4 yaş, %14,2’si ise 5-6 yaş aralığında ilk kez paylaşım yaptığını söylüyor. Yalnızca %15,7’lik bir grup “hiç paylaşmadım” diyor. Toplamda bakıldığında, annelerin %84,3’ü çocuk 6 yaşına gelmeden en az bir kez sosyal medyada paylaşım yapmış durumda (Aslan & Durmuş, 2020).

Tablo 1 – Annelerin çocuklarıyla ilgili ilk paylaşımı yaptıkları yaş (Türkiye, okul öncesi dönem, N=401 anne)

Çocuğun ilk kez paylaşıldığı yaş Yüzde (%)
0-2 yaş 44,9
3-4 yaş 25,2
5-6 yaş 14,2
Hiç paylaşmadım 15,7

Bu dağılım, “ilk paylaşım”ın çoğunlukla henüz çocuğun rızasını ifade edebilecek yaşa gelmeden yapıldığını gösteriyor. Bu da “Çocuğumun dijital kimliğini ben başlatıyorum” gerçeğini sayısallaştırıyor.


“Yanlış ama paylaşıyorum” diyenlerde etik algı ve davranış arasındaki kopukluk

sharenting hepsiveri

Aynı araştırmada annelere çocukla ilgili bilgi/fotoğraf paylaşımını etik açıdan nasıl gördükleri sorulduğunda dört kategori ortaya çıkıyor. Annelerin %48,1’i “doğru buluyorum ve paylaşıyorum” diyor. Buna karşılık %36,7’lik önemli bir grup “yanlış buluyorum ama paylaşıyorum” cevabını veriyor; %14’lük bir kesim ise yanlış bulup paylaşmadığını, %1,2 ise sharenting’i doğrudan “suç” olarak gördüğünü söylüyor (Aslan & Durmuş, 2020).

Tablo 2 – Annelerin sharenting’e bakışı (Türkiye, okul öncesi dönem, N=401 anne)

Tutum kategorisi Yüzde (%) Yorum
Doğru buluyorum ve paylaşıyorum 48,1 Sharenting’i normalleştiren grup
Yanlış buluyorum ama paylaşıyorum 36,7 Etik ikilem yaşayan, ama davranışı sürdüren grup
Yanlış buluyorum ve paylaşmıyorum 14,0 Tutum ve davranışı tutarlı “karşı” grup
Suç olduğunu düşünüyorum 1,2 Sharenting’i hukuki düzeyde sorunlu gören azınlık

Bu tablo, annelerin yaklaşık üçte ikisinin, en azından bir noktada, çocukla ilgili paylaşımın problemli olduğunu düşündüğünü; buna karşılık önemli bir bölümünün bu etik kaygıya rağmen paylaşıma devam ettiğini gösteriyor. Araştırmacılar, bu durumu “ebeveynlerin kafasının karışık olduğu ve ikilem yaşadığı” şeklinde yorumluyor (Aslan & Durmuş, 2020).


Paylaşım sıklığı: “Nadiren” diyoruz, ama %83,7 en az bir kez paylaşmış

Aynı araştırmanın veri setinde annelerin paylaşım sıklığına bakıldığında tablo şöyle:

Tablo 3 – Annelerin çocuklarıyla ilgili paylaşım sıklığı (Türkiye, okul öncesi dönem, N=401)

Paylaşım sıklığı kategorisi Yüzde (%)
Her zaman paylaşırım 6,7
Sık paylaşırım 20,7
Nadiren paylaşırım 55,9
Hiç paylaşmam 16,7

Bu dağılım, annelerin %16,7’sinin çocuğu hiç paylaşmadığını, %83,7’sinin ise en az bir kez paylaşım yaptığını gösteriyor. Buna rağmen çoğunluk “nadiren paylaşıyorum” kategorisine kendini yerleştiriyor; araştırmacılar, beyana dayalı verilerin, gerçek paylaşım sıklığını muhtemelen olduğundan daha düşük gösterebileceği uyarısını yapıyor. Platform tercihlerinde tablo daha da net. Annelerin çocuklarıyla ilgili paylaşımlarının %52,9’u WhatsApp Durum üzerinden; %18,6’sı Instagram, %14’ü Facebook üzerinden yapılıyor; “hiç paylaşmam” diyenler burada %13,8’de kalıyor.

“Hatıra olsun, beğeni mutlu ediyor”: İçerik ve motivasyon haritası

Aynı çalışmanın tabloları, annelerin hangi durumlarda paylaşım yaptığını ve bunu ne gerekçeyle yaptığını ayrıntılı biçimde döküyor (Aslan & Durmuş, 2020).

En çok “özel günler” içerikleri paylaşılıyor, bunu okul yaşantıları, tatil planları ve ev yaşantıları takip ediyor. Neredeyse her iki anneden biri, çocuğunun özel gününde (doğum günü, diş partisi vs) çocuğunu gösteren bir gönderi paylaşmış.

Tablo 4 – Annelerin çocuklarıyla ilgili paylaştıkları durumlar (Türkiye, okul öncesi dönem)

Paylaşım durumu Yüzde (%) Yorum
Özel günler (doğum günü, diş partisi vb.) 47,4 Yaklaşık her iki paylaşımın biri
Okul yaşantıları (etkinlik, başarı, ödül) 19,8 Başarı ve performans vurgusu
Tatil / seyahat anları 13,2 “Mutlu anları” sergileme
Ev yaşantıları (oyun, ilkler vb.) 9,3 Günlük hayatın içinden kareler
Paylaşmıyorum 10,3 Hiçbir durumda paylaşmadığını söyleyenler

Tablo 5 – Annelerin çocuklarıyla ilgili paylaşımlarının gerekçeleri (Türkiye, okul öncesi dönem)

Paylaşım gerekçesi Yüzde (%) Yorum
Hatıra olsun diye paylaşıyorum 45,8 En baskın gerekçe: dijital albüm mantığı
Paylaşımların beğenilmesi mutlu ediyor 22,2 Beğeni ve geri bildirim motivasyonu
Okul başarısını duyurmaktan keyif alıyorum 14,1 Performans ve prestij paylaşımı
Herkes paylaşıyor, uyum sağlıyorum 3,7 Sosyal norm baskısını açıkça ifade eden azınlık
İlgili ebeveyn olduğumu göstermek istiyorum 2,7 “İyi ebeveyn” imajı
Paylaşmıyorum 11,4 Herhangi bir gerekçeyle paylaşmadığını söyleyenler

Bu iki tablo birlikte okunduğunda, sharenting pratiğinin üç ana eksen etrafında toplandığı görülüyor: “anı biriktirme” (hatıra), “sosyal onay” (beğeni ve yorumlar) ve “performans” (okul başarısı, etkinlikler). Ancak “herkes paylaşıyor, uyum sağlıyorum” diyenlerin oranı %3,7’de kalırken, “yanlış buluyorum ama paylaşıyorum” diyenlerin %36,7 oluşu, norm baskısının çoğu zaman dile getirilmeden işlediğini düşündürüyor (Aslan & Durmuş, 2020).

sharenting, sosyal medyada çocuk fotoğrafı paylaşımı

Anneler ve babalar aynı fotoğrafa farklı pencereden bakıyor

Çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında yürütülen “Parents’ Sharenting Behaviors and Risk Perceptions” (Ebeveynlerin Paylaşım Davranışları ve Risk Algıları: Anneler ve Babalar Üzerine Karşılaştırmalı Bir Çalışma) çalışması, 0-12 yaş çocuğu olan 320 ebeveyni kapsıyor. Gökçe Nur Say, Rabia Bodur, Elif Pekmezci Yazgı, Gül Bilgin Kaçmaz ve Tuğba Ayçiçek Dinçer’in araştırmasına göre, katılımcıların %92’sinin aktif Instagram/Facebook hesabı olduğu; bunların yaklaşık %69,5’inin çocuklarının fotoğraf/video içeriklerini paylaştığı belirtiliyor (2025).

Bu ebeveynler arasında paylaşım sıklığı şöyle dağılmış durumda:

Tablo 6 – Ebeveynlerin sharenting sıklığı (Instagram/Facebook kullanan, paylaşım yapan ebeveynler, N=207)

Paylaşım sıklığı kategorisi Yüzde (%)
Sadece özel gün/ kutlamalarda 18,4
Yılda 1-2 kez 12,6
Ayda 1-2 kez 38,2
Haftada 1-2 kez 20,3
Haftada 3-4 kez 9,7
Her gün 1,0

Paylaşılan içerikte çocuğun kişisel verilerinin ne ölçüde yer aldığı da ayrı bir risk tablosu çıkarıyor (Say ve ark., 2025):

Tablo 7 – Sharenting ve kişisel veri / mahrem içerik (Instagram/Facebook kullanan, paylaşım yapan ebeveynler, N=207)

Gösterge Yüzde (%)
Çocuğun adı ve konum bilgisi de paylaşılıyor 19,0
Çocuğun yarı çıplak halleri (bez, iç çamaşırı, mayo vb.) paylaşılıyor 8,7
Çocuğun izninin paylaşım öncesi alınması gerektiğini düşünenler 66,2
Sharenting’i çocuk için riskli görenler 49,8

Çarpıcı nokta şu: sharenting’i riskli görmeyen ebeveynlerin, çocuklarının yarı çıplak fotoğraflarını paylaşma olasılığı anlamlı derecede daha yüksek. Aynı şekilde, çocuktan izin almanın gerekli olmadığını düşünenler daha düşük eğitim düzeyine sahip olma, hesabını herkese açık kullanma ve mahrem görüntüleri paylaşma olasılığı daha yüksek bir grubu oluşturuyor (Say ve ark., 2025).

Çalışma, anneler ve babalar arasındaki farklara da işaret ediyor: annelerin çocuk içeriklerini paylaşmaya daha yatkın olduğu; buna karşılık babaların kamuya açık (public) hesap kullanma oranının daha yüksek olduğu belirtiliyor. Yani anneler daha fazla içerik üretiyor, babalar ise daha geçirgen bir kamusal alanda paylaşıyor.

Ebeveynlerin risk algısı: En çok korkulan senaryo “kötü amaçlı kullanımlar”

Aynı araştırmada, sharenting’i riskli gören ebeveynlere açık uçlu bir soruyla “neyi riskli buldukları” sorulduğunda, yanıtlar 11 başlık altında toplanıyor (Say ve ark., 2025):

Tablo 8 – Ebeveynlerin sharenting’e ilişkin en sık dile getirdiği riskler (N=207 paylaşım yapan ebeveyn)*

Risk başlığı Yüzde (%)*
Fotoğraflar kötü / pedofilik amaçlarla kullanılabilir 7,2
“Her türlü zarar olabilir ama tam bilmiyorum” 3,8
Çocuk cinsel istismara uğrayabilir 3,3
Fotoğraflar çalınabilir, sahte hesaplar açılabilir 2,9
Çocuğun mahremiyeti ihlal edilebilir 2,9
Çocuk büyüdüğünde bu paylaşımlardan rahatsız olabilir 2,4
Çocuğun psikolojisi olumsuz etkilenebilir 1,9
Nazar değebilir 1,4
Beğeni arayışı, sosyal medya bağımlılığına yol açabilir 0,9
Çocuk kaçırılabilir 0,9
Akran zorbalığı / alay konusu olabilir 0,4

Yüzdeler, çocuk içeriklerini paylaşan 207 ebeveyn üzerinden hesaplanmıştır; sadece riskli görenler (59 kişi) bu soruyu yanıtlamıştır.

Bu liste, ebeveyn zihninde sharenting’i “zararsız bir anı paylaşımı” olmaktan çıkaran unsurların altını çiziyor: en yüksek kaygı pedofilik amaçlı kullanımlar ve genel “kontrol kaybı” duygusu. Aynı anda hem bu riskleri düşünen hem de paylaşmaya devam eden geniş bir ebeveyn kitlesi, haberde anlatılması gereken çelişkinin tam merkezinde duruyor.

Çocuk ve dijital ekosistem: Türkiye’de 6-15 yaş grubunda durum

Bu iki akademik çalışma, ebeveyn eksenini anlatıyor. TÜİK’in “Çocuklarda Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması 2024” verileri ise çocukların kendilerinin dijital ekosisteme ne ölçüde dahil olduğunu gösteriyor. 6-15 yaş grubunda internet kullanım oranı %91,3; sosyal medya kullanımı %66,1, cep telefonu/akıllı telefon kullanımı %76,1, bilgisayar kullanımı %50,3, dijital oyun oynama oranı %74,0.

Tablo 9 – Çocukların bilişim teknolojileri kullanım oranı (6-15 yaş, Türkiye, 2024)

Gösterge Toplam % Kız çocuklar % Erkek çocuklar %
İnternet kullanımı 91,3 90,3 92,2
Sosyal medya kullanımı 66,1 68,1 64,0
Cep telefonu / akıllı telefon 76,1 76,9 75,3
Bilgisayar kullanımı 50,3 52,3 48,3
Dijital oyun oynama 74,0 64,8 82,8

Bu oranlar, “çocuğun dijital dünyayla ilişkisi zaten var, ben de biraz paylaşıyorum” argümanının veri tarafını gösteriyor. Ancak yukarıdaki sharenting araştırmaları, çocukların büyük bölümünün dijital kimliğine ait ilk izlerin, çocuk bu teknolojileri kullanmaya başlamadan önce, ebeveyn hesaplarında oluştuğunu ortaya koyuyor.

Çocuğun dijital doğumu: Küresel örnekler

Küresel ölçekte yapılan AVG Digital Diaries araştırması, incelenen 10 ülkede çocukların %81’inden fazlasının 2 yaşına gelmeden internette bir iz bıraktığını; ABD’de bu oranın %92’ye kadar çıktığını ortaya koyuyor. Norveç’te UNICEF destekli Stop Sharenting kampanyası ve Oslomet çalışmaları ise, çocukların 12 yaşına geldiklerinde ortalama 1.165 fotoğraflarının internette dolaşımda olduğu tahminini paylaşıyor.

Türkiye’de okul öncesi anne çalışmasında, çocukların %70’inin 4 yaşına gelmeden sosyal medyada içerik sahibi olduğunu gösteren veri, ülkenin bu küresel dalganın dışında olmadığını; aksine “dijital doğum”un okul çağı öncesine sarktığı ülkeler arasında yer aldığını düşündürüyor (Aslan & Durmuş, 2020).

Haklar ve politika perspektifi: Çocuğun üstün yararı, veri koruma ve dijital kimlik

Birincisi, çocuğun üstün yararı ve mahremiyet hakkı.

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 16. maddesi çocukların özel hayat, onur ve itibarının korunmasını güvence altına alıyor. UNICEF ve çocuk hakları örgütleri, sharenting’i tam da bu çerçevede ele alıyor ve ebeveynleri, çocuğun “gelecekteki onayı”nı da düşünerek hareket etmeye çağırıyor.

İkincisi, veri koruma ve “dijital profil” meselesi.

Türkiye’de KVKK çerçevesinde çocuklara ait kişisel veriler, korunması gereken kırılgan veri seti olarak tartışılıyor. Çocuğun adı, konumu, yüzü ve bedenine ilişkin her paylaşım, ileride reklam profillemesinden yapay zekâ eğitim setlerine kadar uzanan geniş bir kullanım yelpazesine açık hale geliyor. İstanbul Barosu’nun ebeveyn rehberi gibi dokümanları, bu alanın hukuki sınırlarını pratik örneklerle anlatıyor.

Üçüncü boyut ise gelecekteki rıza ve “unutulma hakkı”.

Bugün paylaşılan doğum videosu, bebeklik banyosu ya da okul gösterisi görüntüsü, çocuk 18 yaşına geldiğinde hâlâ dijital ortamda dolaşımda olabilir. Bu durumda, “Benim rızam dışında yaratılmış bir dijital kimlik var ve ben bununla yaşamak zorundayım” diyen yetişkinlerin olası hukuki başvuruları hem Türkiye’de hem Avrupa’da yeni bir gündem başlığı haline gelmiş durumda.

Avrupa veri koruma otoritelerinin kararları ve “right to be forgotten” (unutulma hakkı) içtihadı, bu tartışmanın hukuki zeminini genişletiyor.

“Çocuğumu paylaşmaya neden gerek duyuyorum?” sorusunu verilerle birlikte sormak, Türkiye’den iki akademik çalışma, TÜİK verileri ve uluslararası araştırmalar, “Çocuğunuzun dijital kimliğini sizden başka kimse koruyamaz” uyarısının altını dolu bir şekilde çiziyor.

Veriler özetle şunu söylüyor:

Çoğu çocuk, henüz 0-2 yaş arasındayken ilk kez sosyal medyada yer alıyor; okul öncesi annelerin yaklaşık %84,3’ü çocuk 6 yaşına gelmeden paylaşım yapmış oluyor. Ebeveynlerin önemli bir bölümü, sharenting’i “yanlış” ya da “riskli” bulmasına rağmen bu davranışı sürdürüyor (Aslan & Durmuş, 2020; Say ve ark., 2025).

Paylaşımlar en çok “hatıra” ve “beğeni” motivasyonuyla yapılıyor; ancak ad, konum ve yarı çıplak görüntü içeren paylaşımlar hâlâ kayda değer oranlarda. Türkiye’de çocukların internet ve sosyal medya kullanım oranı çok yüksek; ama çocukların dijital iz defterinin ilk sayfaları, çoğunlukla çocuğun rızası alınmadan, ebeveyn hesaplarında yazılıyor (TÜİK, 2024-2025).

Dolayısıyla bu haber, yalnızca “paylaşmayın” demek yerine, yukarıda yer alan tablo ve yüzdeleri okura sunarak, şu kritik soruyu daha somut bir çerçeveyle gündeme getiriyor:

“Çocuğumu paylaşmaya neden gerek ya da ihtiyaç duyuyorum ve bu ihtiyaç, çocuğumun bugünkü ve gelecekteki haklarıyla nerede çakışıyor?”

Bu soru, hem bireysel dijital alışkanlıklarımız hem de çocuk odaklı dijital politika tasarımları için ortak bir başlangıç noktası olabilir. Bu haber, Hepsiveri sitesi için Onur Metin tarafından Aralık 2025’te oluşturulmuştur. Lütfen kaynağından paylaşınız.

Kaynaklar

Akademik makaleler

Aslan, S. & Durmuş, E. (2020). Okul öncesi dönemde güncel bir ebeveyn davranışı: Sharenting. Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, 4(1), 135–151. doi:10.24130/eccd-jecs.1967202041185
Erişim adresi: https://www.journalofomepturkey.org/index.php/eccd/article/view/6

Say, G. N., Bodur, R., Pekmezci Yazgı, E., Bilgin Kaçmaz, G. & Ayçiçek Dinçer, T. (2025). Parents’ Sharenting Behaviors and Risk Perceptions: A Comparative Study of Mothers and Fathers. Turkish Journal of Child and Adolescent Mental Health, 32(3), 187–194. doi:10.4274/tjcamh.galenos.2025.77527
Erişim adresi: https://www.cogepderg.com/articles/parents-sharenting-behaviors-and-risk-perceptions-a-comparative-study-of-mothers-and-fathers/doi/tjcamh.galenos.2025.77527

Kopecký, K. & Szotkowski, R. (2020). The phenomenon of sharenting and its risks in the online environment. Children and Youth Services Review, 110, 104812.
Özet erişim adresi: https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0190740919309715

Reich, C. J. (2024). “You don’t have to share every single small moment on social media”: Norwegian parents’ perceptions of sharenting. Nordic Journal of Youth Research, 5(2).
Özet erişim adresi: https://www.scup.com/doi/10.18261/ntu.5.2.1

Resmî istatistikler ve türetilmiş veri yayınları

Türkiye İstatistik Kurumu – TÜİK (2025). Türkiye’deki Çocuklar 2024: İstatistiklere Bakış. Yayın No: Türkiye’deki Çocuklar 2024. (Çocukların bilişim teknolojileri kullanımı, internet ve sosyal medya oranları için kullanıldı.)
Erişim adresi: https://www.tuik.gov.tr/media/announcements/Turkiye_Cocuk_2024TR.pdf

Türkiye İstatistik Kurumu – TÜİK (2024). Survey on Information and Communication Technology Usage by Children, 2024. Bülten No: 53638. (Çocuklarda Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması’na ilişkin temel oranlar ve metodoloji için kullanıldı.)
Erişim adresi: https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Survey-on-Information-and-Communication-Technology-Usage-by-Children-2024-53638

Enstitü Sosyal (2024). Verinin Dili: Çocuklarda İnternet ve Dijital Oyun Alışkanlıkları – TÜİK Çocuklarda Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması 2024 Temelli Analiz. İstanbul: Enstitü Sosyal.
Erişim adresi: https://enstitusosyal.org/uploads/publications_module/file-17510322721488363187.pdf

Uluslararası araştırmalar ve kampanyalar

AVG Technologies (2010). AVG Digital Diaries – Research into digital footprints of children. (0–2 yaş altı çocukların %80’den fazlasının çevrimiçi ayak izine sahip olduğu küresel bulgusu.)
Özet erişim adresi (ikincil derleme): https://www.darkreading.com/cyber-risk/study-81-percent-of-children-have-an-online-presence-before-age-two

UNICEF Norway (2020). Stop Sharenting kampanyası. (Norveç’te 12 yaşındaki çocukların ortalama 1.165 fotoğrafının internette dolaşımda olduğu tahmini için kullanıldı; kampanya verisi OsloMet ve reklam ajansı ANTI üzerinden alıntılanmıştır.)
Kampanya bilgisi: https://anti.as/stop-sharenting
Akademik atıf üzerinden özet: https://uni.oslomet.no/belong/2023/10/30/sharenting-in-norway/

Uluslararası örgütler ve rehber metinler

UNICEF (2024). What you need to know about “sharenting”. UNICEF Parenting portalı, 25 Haziran 2024. (Çocuğun mahremiyeti, rıza ve ebeveynlere yönelik öneriler için çerçeve metin.)
Erişim adresi: https://www.unicef.org/turkiye/en/stories/what-you-need-know-about-sharenting

UNICEF Europe and Central Asia (2024). Sharenting expert advice sosyal medya kampanyası. (UNICEF Türkiye/UNICEF ECA tarafından paylaşılan, sharenting konusunda ebeveynlere yönelik dijital haklar farkındalık içeriği.)
Örnek paylaşım: https://x.com/UNICEF_ECA/status/1807353544321687738

Ulusal hukuki/kurumsal çerçeve dokümanları

Kişisel Verileri Koruma Kurumu – KVKK (2024). Çocukların Kişisel Verilerinin Korunması temalı bülten/sayı. (Çocukların kişisel verileri, “ilgili kişi” statüsü ve ebeveyn sorumluluklarına ilişkin hukuki çerçeve için kullanıldı.)
Erişim adresi: https://kvkk.gov.tr/SharedFolderServer/CMSFiles/35b708d7-449d-417d-87cb-d52f46dd570f.pdf

İstanbul Barosu (2025). Çocukların kişisel verilerinin korunması rehberi. (Türk hukukunda çocukların kişisel verilerinin korunmasına ilişkin pratik ebeveyn rehberi ve haklar özeti, genel çerçeve için kullanıldı.)
Erişim adresi: https://www.istanbulbarosu.org.tr/files/docs/CKVK042025.pdf

Kaos GL & 17 Mayıs Derneği (2021). Çocukların Kişisel Verilerinin Korunmasına İlişkin Bilgi Notu. (Türkiye’de çocukların kişisel verileri ihlal edildiğinde başvurulabilecek yolların şematik özeti, “hak arama” perspektifi için referans alındı.)
Erişim adresi: https://kaosgldernegi.org/images/library/cocuklarin-kisisel-verilerinin-korunmasina-iliskin-bilgi-notu-09-06-2021.pdf

Onur Metin
Onur Metinhttps://hepsiveri.com
Onur Metin, ODTÜ Jeoloji Mühendisliği’nin ardından Anadolu Üniversitesi’nde gazetecilik yüksek lisansı yaptı. Gazetecilik kariyeri boyunca resmi istatistikler, uluslararası veri tabanları ve açık veri kaynaklarını kullanarak haberlerini sayısal verilerle güçlendirmeyi, okuyucuya daha derin ve denetlenebilir bir perspektif sunmayı öncelik edindi. Farklı haber sitelerinde geçici süreler çalıştıktan sonra önce kişisel sitesini (onurmetin.com.tr), ardından veri odaklı haber ve analiz ürettiği HepsiVeri’yi kurdu. Demokrasi, emek, eğitim, kent politikaları ve dijital haklar gibi alanlarda ürettiği içeriklerde, verilerden hikâye çıkarmayı; karmaşık veri setlerini grafikler, tablolar ve görselleştirmelerle herkesin anlayabileceği, şeffaf ve kaynakları açık gazetecilik ürünlerine dönüştürmeyi kendine temel görev olarak görüyor. Görülmeyenleri göstermek, olan biteni sayılarla görünür kılmak ve bu verilerin herkes tarafından okunabilir, sorgulanabilir ve yeniden kullanılabilir olmasını sağlamak için çalışmalarını birden fazla platformda sürdürüyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Meta’nın karanlık açığı: Çocuk istismarı reklamları, algoritmalar ve “suçlu veri katmanı” tartışması

BBC'nin Hindistan'da yürüttüğü araştırma, Meta'ya ait Instagram'ın, bazı kullanıcılara...

Türkiye’de 15 yaş altına sosyal medya yasağı, dijital oyunlara yaş derecelendirmesi: Taslak ne getiriyor?

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın hazırladığı ve 15 yaş...

MESEM’de “eğitim” adı altında çocuk işçiliği: En az 15 öğrenci iş cinayetlerinde öldü, gerçek sayı daha yüksek olabilir

Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM), resmi söylemde “istihdama geçişi hızlandıran...

Aile geliri ve ebeveyn eğitimi çocukların beslenmesini nasıl etkiliyor?

Bu hepsiveri haberi; Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Çocuk Sağlığı...

Doğum oranı 1,48’e düştü, 2038’de nüfus ilk kez azalacak

Kadın başına doğum sayısı 7 çocuktan 1,48 çocuğa düştü. Türkiye...

İktidarın Çocuk Politikası hapishanelerdeki çocuk sayısına nasıl yansıyor?

Çocukların yaşadığı toplumun bütün sorunlarından yetişkinlerden daha fazla etkilendikleri...

Bir çocuk sömürüsü olarak Çıraklık Uygulaması: MESEM Sistemi ve Hak İhlalleri Raporu

Son bir yılda MESEM uygulamasıyla “çırak” adı altında insanlık...

İlgili yazılar

Balon Balığının Akdeniz’de geri dönüşü neden zor görünüyor?

Balon balığı, Türkiye’nin deniz gündeminde uzun süredir bilinen ama etkisi her yıl daha fazla hissedilen istilacı türlerden biri....

Meta’nın karanlık açığı: Çocuk istismarı reklamları, algoritmalar ve “suçlu veri katmanı” tartışması

BBC'nin Hindistan'da yürüttüğü araştırma, Meta'ya ait Instagram'ın, bazı kullanıcılara çocuklara yönelik cinsel istismar materyallerini pazarlayan paralı reklamlar gösterdiğini...

CHP’ye kayyum kararına toplumdan tepki: Çoğunluk mutlak butlana karşı, bilgi sınırlı, çözüm talebi güçlü

CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na yönelik "mutlak butlan" kararı, kamuoyunda beklenmedik biçimde sert bir tepkiyle karşılandı. Ancak bu tepkinin...

Örgütsüzlüğün bedeli: Türkiye’de sendika kapısını aşamayanlar

Türkiye'de örgütlenmenin görünmez sınırları Türkiye'de sendikalaşma oranı son on iki yılda yükseliyor. Ama bu tablo, milyonlarca işçiyi kapsayan bir...