Bilim insanları, 2025 yılının hava sıcaklıkları açısından rekor seviyelere ulaşacağını ve kayıtlardaki en sıcak ilk üç yıl arasında yer alacağından emin olduklarını açıkladı [Bilim insanları uyarıyor: 2025 ‘kayıtlardaki en sıcak yıllardan’ biri olacak – Sputnik, https://anlatilaninotesi.com.tr/20241212/bilim-insanlari-uyariyor-2025-kayitlardaki-en-sicak-yillardan-biri-olacak–1091451942.html].
İngiltere Meteoroloji Ofisi (Met Office) tarafından yapılan açıklamaya göre, 1850’lerden bu yana kaydedilen en yüksek üç sıcaklıktan birinin 2025 yılında yaşanacağı ve küresel sıcaklıklarda artışın devam edeceği belirtiliyor.
2023 ve 2024 yılları küresel ortalama sıcaklıklarının sanayi devrimi öncesi döneme göre 1,5 santigrat derecenin üzerinde gerçekleştiği göz önüne alındığında, El Nino hava olaylarının azalmasına rağmen 2025’te sıcaklıklarda önemli bir değişiklik beklenmiyor.
Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) raporlarına göre de, önümüzdeki beş yıldan en az birinin (2025-2029) kaydedilen en sıcak yıl olan 2024’ü aşma ihtimali %80 olarak belirtilirken [Küresel iklim tahminleri, sıcaklıkların önümüzdeki 5 yıl içinde rekor seviyelerde veya rekor seviyelere yakın kalması – MGM], en az bir yılın sanayi öncesi seviyenin 1,5°C üzerinde olma ihtimali %86’dır. Ayrıca, 2025-2029 dönemi için beş yıllık ortalama ısınmanın 1,5°C’nin üzerinde olma ihtimali %70’e yükselmiştir.
Hepsiveri.com, Türkiye’de sıcak hava dalgası ile ilgili haberleri derliyor.

Türkiye’de Gözlenen ve Beklenen İklim Değişiklikleri
Türkiye de küresel ısınmadan yoğun bir şekilde etkilenmektedir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) 2024 yılı İklim Değerlendirmesi raporuna göre, 2024 yılı Türkiye ortalama sıcaklığı 15.6 °C ile 1991–2020 ortalaması olan 13.9 °C’nin 1.7°C üzerinde gerçekleşerek son 54 yılın rekorunu kırmıştır [Türkiye 2024 İklim Raporu – MGM]. Bu değer, bir önceki rekor olan 2010 yılının 15.5 °C değerini 0.1 °C geçmiştir. 2024 yılının Ocak, Nisan, Haziran ve Temmuz ayları ile Kış ve Yaz mevsimleri rekor sıcaklıklarla tamamlanmıştır. Ülkedeki 220 istasyonun tamamında ortalama sıcaklıklar uzun yıllar ortalamalarının üzerinde gerçekleşmiştir. 2024 yılında en yüksek sıcaklık Haziran ayında Şanlıurfa Ceylanpınar’da 47.8 °C olarak ölçülmüştür. Ayrıca, 2024 yılında gerçekleşen meteorolojik afet sayısı 1257’ye ulaşmıştır; bunların %35’i şiddetli yağış ve sel, %20’si fırtına ve %18’i dolu olaylarıdır.
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’nun 2025 Yaz Havası Tahmini’ne göre Türkiye’de beklenen bölgesel sıcaklık ve yağış değişimleri aşağıdakiler gibidir [Gel Gerçek Uzmanına ve Bilime Takıl: Türkiye’de Bir 2025 Yaz Havası Tahmini – Mikdat Kadıoğlu – SuperHaber, [Gel Gerçek Uzmanına ve Bilime Takıl: Türkiye’de Bir 2025 Yaz Havası Tahmini – Mikdat Kadıoğlu – SuperHaber, https://www.superhaber.com/turkiyede-bir-2025-yaz-havasi-tahmini-mikdat-kadioglu-gel-gercek-uzmanina-ve-bilime-takil-haber-500742]:
Beklenen Sıcaklık Tahminleri (Haziran–Ağustos 2025)
Marmara: Geçen yıllara göre ortalama 1–2 °C daha sıcak ve nemli günler artacak.
Ege: Kıyı şehirleri 0,5–1 °C, iç kesimler 1–1,5 °C kadar daha sıcak olacak, akşamları serinlemek zorlaşacak.
Akdeniz: Kıyılarda gündüzler 0,5–1 °C daha sıcak geçecek, Toros eteklerinde hissedilir ısınma var.
İç Anadolu: Geçen yıllara göre 1,5–2 °C daha sıcak olacak, gündüz ve gece sıcaklık farkı küçülüyor.
Karadeniz: Sahil kesiminde 0,5–1 °C, iç bölgelerde 1–1,5 °C artış bekleniyor, özellikle Ordu–Trabzon hattı nemli ve terletici olacak.
Doğu Anadolu: Yüksek yaylalar bile 1–2 °C daha sıcak olacak, gece don olayları azalacak.
Güneydoğu Anadolu: Normalden pek farklı değil, bazı noktalarda hafif serinleme görülecek.
Beklenen Yağış Tahminleri (Haziran–Ağustos 2025)
Marmara: Uzun dönem ortalamasının %50–75’i aralığında yağış bekleniyor, konvektif yaz yağışları azalacak.
Ege: Kıyı ve iç kesimlerde %50–70 oranında yağış eksikliği bekleniyor.
Akdeniz: Yağışlar normalin %25–50’si kadar (yani %50–75 eksik) olacak.
İç Anadolu: Yağış, ortalamanın %60–70’i civarında (yaklaşık %30–40 eksik) olacak.
Karadeniz: Batı Karadeniz %20–30 eksik, Doğu Karadeniz %10–25 fazla yağış alabilir.
Doğu Anadolu: Erzurum–Erzincan hattı %20–30 eksik, Bayburt ve Artvin’in yüksek kesimleri hafif artış görebilir.
Güneydoğu Anadolu: Batı kesimler %20–30 eksik, Hakkâri ve Şırnak gibi doğu sınır ilçeleri %10–30 fazla yağış görebilir.

İklim Krizinin Tarım ve Günlük Yaşama Etkileri
Küresel ısınma, tarımsal üretimi derinden etkileyen sıcaklık artışları, su kaynakları üzerindeki baskı, ekstrem hava olayları, toprak verimliliğinin azalması ve zararlıların/hastalıkların yayılması gibi sorunlara yol açmaktadır [Küresel Isınmanın Tarımsal Üretime Etkileri – Farmolog]. Özellikle mısır ve buğday gibi tahıl ürünleri, kritik büyüme evrelerinde sıcaklık artışına karşı hassastır ve bu durum ciddi verim düşüşlerine neden olabilir [Küresel Isınmanın Tarımsal Üretime Etkileri – Farmolog]. Akdeniz havzası, Türkiye de dahil olmak üzere, ciddi bir kuraklık riskiyle karşı karşıyadır [Havalar neden bu kadar sıcak? – BBC News Türkçe YouTube kanalı].
Türkiye’de yazlar geleneksel olarak sıcak ve kurak geçse de, artık her sabah son 125 bin yılda görülmemiş sıcaklıklara uyanıldığı ve özellikle Batı bölgelerde Kuzey Afrika’dan gelen sıcak hava dalgaları nedeniyle sıcaklıkların 40-45 derecelere çıktığı belirtiliyor [Havalar neden bu kadar sıcak? – BBC News Türkçe YouTube kanalı]. Hatta hissedilen sıcaklıklar 50 derecelere ulaşabilmektedir [Sıcaklık Mevsim Normallerini Aşacak! Aşırı Sıcaklar Geliyor! – Habertürk TV YouTube kanalı]. Bu durum, orman yangınları ve ani seller gibi aşırı hava olaylarının artışına sebep olmaktadır.
Sistemsel Bir Kriz: Kapitalizm ve Ekolojik Yıkım
Polen Ekoloji’nin yayımladığı söyleşiye göre, günümüzdeki iklim değişikliği sadece doğal değil, tamamen kapitalist üretim tarzından kaynaklanmaktadır [Söyleşi: Ani Sıcaklık Değişimleri, Kapitalizm ve Ekososyalizm – polenekoloji.org, https://www.polenekoloji.org/soylesi-ani-sicaklik-degisimleri-kapitalizm-ve-ekososyalizm/]. Kapitalizm, kısa sürede en çok kârı elde etmek için üretimi sürekli hızlandırmakta, doğayı hammadde ve atık alanı olarak görmekte ve bu durum doğal adaptasyon kapasitesini azaltarak iklimi ani değişikliklere daha açık hale getirmektedir. Fosil yakıt kullanımı, sanayi üretimi ve “kullan-at” tüketim kültürü bu tahribatın temel nedenlerindendir. Küresel sera gazı emisyonlarının %75.7’si enerji sektöründen, %11.7’si tarımdan kaynaklanmaktadır.
Uzmanlar, iklim krizinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sistemsel bir kriz olduğunu ve mevcut üretim-tüketim modelleriyle çözülmesinin mümkün olmadığını belirtmektedir. Paris İklim Anlaşması’nda belirlenen 1.5°C’lik sıcaklık artışını sınırlama hedefi, bilimsel olarak artık gerçekçi bulunmamaktadır çünkü sıcaklık şimdiden 1.1°C artmıştır [Havalar neden bu kadar sıcak? – BBC News Türkçe YouTube kanalı]. IPCC Özel Raporu’na göre, küresel ısınmayı 1.5°C ile sınırlamak, tüm sektörlerde sera gazı emisyonlarında büyük düşüşler gerektirmektedir [IPCC Özel Raporu 1.5°C Küresel Isınma – Tarım ve Orman Bakanlığı]. Bu, enerji tüketiminin azaltılması, yaşam tarzlarının değiştirilmesi, binalar, endüstri, ulaşım ve tarım gibi alanlarda yenilenebilir enerjiye geçiş ve karbon ayak izinin düşürülmesini içermektedir.
İklim krizine karşı sorumluluğun adil paylaşımı önem taşımakla birlikte, bu adaletin ancak demokratik ve sosyalist devrimci dönüşümlerle sağlanabileceği ifade edilmektedir. Uzmanlar, “en az sorumlu ülkelerin, en çok etkilenenler” dengesizliğine dikkat çekerek, asıl sorumluluğun sömürgecilik ve sanayi devrimi dönemindeki faaliyetleriyle günümüz Batı emperyalizmini oluşturan ülkelerde olduğunu vurgulamaktadır [Söyleşi: Ani Sıcaklık Değişimleri, Kapitalizm ve Ekososyalizm – polenekoloji.org, https://www.polenekoloji.org/soylesi-ani-sicaklik-degisimi-kapitalizm-ve-ekososyalizm/].
Gidişatı tersine çevirmenin mümkün olmadığı ancak doğaya verilen zararın durdurulmaya çalışılması gerektiği belirtilmektedir. Bunun için fosil yakıt kullanımının durdurulması gerekmektedir, zira problemin %65’i kömür, petrol ve doğalgaz yakmaktan kaynaklanmaktadır. Kısa vadede uyum planlamaları (daha fazla yeşil alan, kuraklığa dayanıklı bitkiler) hayata geçirilmelidir [Havalar neden bu kadar sıcak? – BBC News Türkçe YouTube kanalı].
